27 – 31 Ekim 2008 TARÝHÝNDE DÜZENLENEN

CUMHURÝYET DÖNEMÝNDE SÝVAS SEMPOZYUMU’NDA

SUNULAN BÝLDÝRÝ

 

DOÐANÞAR ÝLÇESÝ’NDE

COÐRAFÎ YAPI ile COÐRAFÎ YAPININ

HALKIN HAYAT TARZINA ETKÝLERÝ

                                                             

Fikri KARAMAN

 

I. COÐRAFÝ YAPI

 

A. ÝLÇENÝN COÐRAFÎ KONUMU

Doðanþar, Ýç Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoðusunda; Karadeniz ile Ýç Anadolu Bölgesi arasýnda, 40-41° kuzey paralelleri ile 37-38° doðu meridyenleri arasýnda yer almakta. Ýl merkezine98 km mesafede bulunan Doðanþar’ýn yüzölçümü 565 km²dir.

Doðanþar, doðusunda Koyulhisar, kuzeyinde Almus ve Reþadiye, batýsýnda Hafik, güneyinde ise yine Hafik ve Zara ilçeleriyle komþudur.

Doðanþar, Osmanlý dönemindeki Tozanlý Kazasý’nýn merkezidir.1 Günümüzde 25 köyden oluþan Doðanþar ilçesi ile Osmanlý döneminin daha geniþ topraklarý kapsayan Tozanlý Kazasý hemen hemen ayný coðrafî konum ve yeryüzü þekillerine sahiptir.

 

 

 

B. YERYÜZÜ ÞEKÝLLERÝ

Doðanþar genelde daðlýk bir araziye sahip olup; topraklarýnýn yarýdan fazlasýný 1500-2000 m arasýnda olan saha teþkil etmektedir. Keþiþ, Çal Daðý, Aþý Çalý (Karlýkçalý), Asmalý Dað, Tekeli Daðý ve Doðanþar ile Kösedað’ýn uzantýsý olan Kabaçam dað silsilesi arasýnda derin vadiler mevcuttur. Yine Yeþilýrmak’ý besleyen küçük dereler bazý vadileri teþkil etmekte.

Yöredeki kaya oluþumu incelendiðinde çeþitlilik arz ettiði ve farklý aþamalardan geçerek oluþtuðu görülmekte. Bunlar:

a. Ýlçe merkezi, Çatpýnar köyü ve çevresi incelendiðinde topraðýn önemli bir kýsmýnýn kis yani tortul (çökelti) olduðu görülmekte. Kis adýný verdiðimiz yarý kaya tipi arazi verimsizdir. Üzerinde pek az bitki vardýr. Bu tür yerler dýþ etkenlerle çözülmekte ve zamanla topraða dönüþmekte. Birkaç yýl üst üste hayvan gübresiyle gübrelenip sürüldükten sonra verim alýnabilmekte.

b. Ýlçe merkezine iki km mesafedeki Sarýkaya bölgesinde organik tortullar görülmekte. Yöredeki kayalýk alan midye, salyangoz ve diðer deniz canlýlarýnýn kalýntýlarýyla oluþmuþ.

c. Sarýkaya, Kozaðaç yakýnlarýndaki Seki mevkii, Dipsizgölün etrafýndaki kaya kütlesi, Þelale bölgesi ve Maraçukuru traverten þeklinde oluþmuþ. Bu özelliði Tekeliiçi dersiyle Aksu’da da görmek mümkün. Traverten çok yönlü, çeþitli sebep ve ortamlara baðlý, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluþan bir kayadýr. Travertenlerden yalnýzca Sarýkaya traverteninin rengi sarý diðerleri beyaz veya gridir.

d. Daðlarýn önemli bir kýsmý III. Jeolojik zamandaki orojenik hareketlerle kývrýlma ve kýrýlma hareketleriyle oluþmuþ.

e. Küçük kaya parçalarýnýn birbirine yapýþmasýyla oluþan taþlar bulunmakta.

f. Ayrýca yörede volkanik hareketler de meydana gelmiþ.

Aþý Çalý (Karlýk Tepe)

 

C. TETÝS DENÝZÝNÝN DOÐANÞAR’DAKÝ KALINTILARI

Günümüzden 165 milyon yýl önce, dünyadaki tek kýta olan Pangea’nýn ayrýlmaya baþlamasýyla birlikte Tethys (Tetis) Denizi ilk iç deniz olarak ortaya çýktý. Oldukça büyük bir alaný kaplayan Tethys Denizi, ekvator çizgisine yakýn olduðundan, tropik özellikte bir denizdi. Tetis denizi Atlas Okyanusu’ndan Hint denizine kadar uzanýyordu. Jeolojik devirler içinde (milyonlarca yýl) yer hareketleri sonucunda yavaþ yavaþ kuzeye itilen Tethys Denizi’nin içinden, kara parçalarýnýn yükselmesiyle 65 milyon yýl önce Akdeniz ortaya çýktý. Bundan dolayý, Tethys Denizi’ne Akdeniz’in anasý da deniliyor.2

Tetis denizinin kalýntýlarýna Doðanþar’ýn birçok yerinde rastlamak mümkün. Doðanþar milyonlarca yýl önce sularýn altýnda yani Tetis denizinin tabanýndaydý. Ev, arazi, bað ve bahçelerimizin bulunduðu yerlerde midye, salyangoz, balýk ve diðer deniz canlýlarý geziniyordu.

Doðanþar yöresinin denizle kaplý olduðunu, yörede fosillerin bulunduðunu 1979’da Fen Bilgisi öðretmenimiz Ramazan GÜRLÜK Bey’den dinlediðimde doðrusu bu durumu þüpheyle kabullenmiþtim.3

Ýlçenin güneyinde Sarýkaya bölgesindeki bir alanda milyonlarca midye ve salyangoz fosili bulunmakta. Bunlarýn dýþýnda bir o kadar ne olduðunu tespit edemediðim fosil var. Ayrýca bir adet balýk olduðunu zannettiðim fosile rastladým.

Aslýnda biz bunlarýn benzerleriyle çocukluðumuzda defalarca karþýlaþmýþtýk. Meydanardý semtindeki tarlalarda sýkça rastladýðýmýz ve göðpara veya gavur parasý olarak adlandýrýlan taþlarýn birer fosil olduðunu þimdi daha iyi anlýyorum.

Sarýkaya’da fosillerin bulunduðu bölgenin rakýmý1300 m civarýnda. Bu yýl Sivritepe’nin alt kýsýmlarýnda 1400 -1500 m rakýmda da fosillerin varlýðýný tespit ettim.

 

Doðanþar’da fosilleri hatýrlatan bir de yer adý bulunmakta. Cücü tepesine çýkarken geçilen mevkiin adý Semektaþ’týr. Bu ismin anlamýný araþtýrdýðýmda SEMEK kelimesinin eski Türkçe’de balýk kelimesinin karþýlýðý olduðunu öðrendim. Yöreye Semektaþ denmesinin sebebi balýk fosilinden dolayý olmalý. Ancak, yöreyi defalarca gezmeme ve halka sormama raðmen bu taþý bulamadým.

Doðanþar’daki fosillerin Adana’nýn Feke ilçesindeki bir örnekten hareketle 15 milyon yýl öncesine ait olduðunu söyleyebiliriz.4

 

D. DAÐLAR

1. DAÐLAR ve OLUÞUMLARI

Doðanþar’ýn batýsýnda yer alan Tekeli Dað (2624 m), Asmalý Dað (2406 m) ve Dumanlý Dað’a (2170 m) karþýlýk, doðusunda Tozanlý Irmaðý (Yeþilýrmak) ile Kelkit Nehri arasýnda uzanan Kabaçam dað silsilesi bulunmaktadýr. Diðer dað ve tepelikler ise þunlardýr: Karabacak (2385 m), Timininçal (2252 m), Aþý Çalý / Karlýkçalý (2201 m), Toroluk Tepesi (1992) m), Çaltepe (1983 m), Cýbýl (1940 m), Bakýrlýbeli (1567 m), Cücü Tepesi (1447 m), Tavþantepesi (1455 m) ve Taþlýktepe (1460 m).

Bilindiði üzere III. Jeolojik Zaman’da Alp - Himalaya kývrým kuþaðýnýn devamý olan Toros daðlarýyla Kuzey Anadolu daðlarý oluþmuþtur. Bu dönemde volkanik faaliyetler artmýþ, Türkiye toptan yükselmiþ ve platolar oluþmuþtur.

IV. Jeolojik Zaman’da ise kara parçasý durumundaki Ege çökmüþ, Ege Denizi oluþmuþ ve ardýndan Ýstanbul ile Çanakkale boðazlarýný oluþturmuþtur.5

Doðanþar yöresi daðlarý orojenik hareketler sonucu oluþan daðlarý andýrmakta. Yöre Kuzey Anadolu dað silsilesi ile Toroslarýn arasýnda kalmakta. Bu iki dað silsilesi arasýnda sýkýþmýþ ve kendi içinde hem kývrým hem de kýrýk daðlarýný oluþturmuþ. Ayýbýn Çal, Aþý Çalý ve Tekeli Daðý kendi aralarýnda kuzeyden güneye ve tekrar kuzey batýya doðru bir sýrayý oluþturmaktalar. Bu silsilenin batýsýnda Tozanlý Vadisi ile devamýnda Asma Daðý bulunmakta. Bu yapýya paralel sayýlabilecek bir diðer dað sýrasý ise Çal Daðý, Timininçal, Karabacak ve Keþiþ þeklinde devam etmekte.

Daðlarýn zirvelerinde volkan konilerini andýran çukurlarýn bulunmasý, diðer taraftan daðlarýn eteklerindeki kaya sisteminin lav akýntýsýna benzemesi, ayný dönemde volkanik faaliyetlerin varlýðýný akla getirmekte. Tekeli, Karlýkçalý (Aþýçalý), Çal daðý, Kabak Çalý ve Keþiþ’in þekli birer volkaný andýrmaktadýr.

 

2. DAÐLARIN DÝKKAT ÇEKEN BAZI ÖZELLÝKLERÝ

a. KARASAK ÇUKURU

Aþý Çalý’nýn (2201 m) Doðanþar’a bakan yamacýnda eþsiz  ve ürkütücü bir manzara; KARASAK DELÝÐÝ bulunmakta. Ülkemizde benzerinin olduðunu zannetmiyorum. Sivas ve Türkiye genelinde bilinmeyen Karasak Çukuru’nun Sivas’ýn sembol bölgelerinden olacaðý þüphesiz.

Karasak’ýn dýþ aðýz kýsmýnýn çapý18 metre. Ýkinci kademede çukurun aðzý daralmakta ve aðýz kýsmý yaklaþýk 9 metreye düþmekte. Çukurun derinliði ise bilinmiyor. Yüzlerce metre olabilir ve hatta daðýn içinde büyük maðaralar bulunabilir.

Karasak çukuruna Doðanþar ilçe merkezinden on beþ dakikalýk bir araba yolculuðu ve ardýndan 45 dakikalýk yürüyüþle ulaþýlabilmekte. Yürüyüþ güzergahýnda bir çeþme var. Yörede sadece burada bulunan ve deliðin aðýz kýsýmlarýna yuva yapmýþ Karasak kuþlarý bulunuyor. Kuþlar yuvalarýna girebilmek için yukarýdan aþaðý doksan derece dalýþ yapmakta ve ardýndan yuvalarýna yönelmekteler.

Karasak kelimesi bir Türk boyunun adýdýr. Ancak, bu çukura niçin Karasak isminin verildiðini bilmiyoruz. Karý saklayan anlamýnda olabilir. Zira, daðýn diðer adý Karlýkçalý ve daðýn zirvesinde Karlýk adýyla ikinci bir çukur bulunmakta.

Karasak Çukuru

b. KARLIK

Aþý Çalý’nýn zirvesinde Karlýk adýyla baþka bir manzara bulunmakta. Bu çukur sebebiyle daðýn adý bazen Karlýk olarak anýlmakta. 

Karlýk’ýn derinliði 18, çapý10 metre kadar. Çukura inildikçe çapý bir iki metreye kadar düþmekte. Yaz boyunca çukurun dibinde buz kitlesi bulunuyor. Karlýk, yöre halkýnýn en çok merak edip gezdiði noklardandýr.

 

c. MAÐARALAR

Aþý Çalý’nýn Yavþancýk ve Aslantaþ taraflarýnda on beþ, yirmi metreden yüzlerce metreye kadar ulaþan birçok maðara bulunmakta. Bazýlarýnýn giriþi son derece zor. Buralar genellikle meraklý insanlarla definecilerin uðrak yeri durumunda.

Çal Daðý’nýn zirvesine yakýn bir noktada ise Kardeliði olarak adlandýrýlan bir maðara var. Bu maðaranýn önü çalýlýklarla kaplanmýþ.

d. VOLKAN KONÝLERÝ

Aþý Çalý (Karlýkçalý), Çal Daðý ve Keþiþ Daðý’nýn zirvelerinde volkan konisini andýran büyük çukurlar dikkat çekiyor. Buralar rüzgarýn etkisiyle zamanla toprakla dolmuþ ve çimenlik alan haline gelmiþ. Çal Daðý’ndaki iki farklý çukurun geçmiþte tarla olarak kullanýldýðý bilinmekte.

Aþý Çalý’nýn yamacýndaki Karasak Çukuru da volkanik olabilir.

e. MADENLER

Doðanþar daðlarýnýn tamamý maden bakýmýndan zengin. Yöredeki madenlerle bulunduklarý mevkii þöyle:

 

MADEN

MEVKÝÝ

Krom

Kýzýldað, Kabaçam, Tekeli, Göl Yaylasý gibi yörenin hemen tamamýnda

Manganez

Körselik Yaylasý

Bakýr

Bakýrlý ve Ortaköy

Altýn

Fincan deresi

Kömür

Alazlý, Ýçdere ve Çalýcý köylerinde

Traverten

Sarýkaya, Seki, Dipsizgöl ve Maraçukuru

 

5. AKARSULAR

Yörenin en önemli akarsuyu Yeþilýrmak’ýn ana kolu olan Tozanlý Irmaðý’dýr. Tozanlý Irmaðý Köse Daðý’nýn batý tarafýndan doðar. Þerefiye’yi geçtikten sonra derin bir vadide akarak Doðanþar önlerinden geçip Kelkit’le birleþerek asýl Yeþilýrmak’ý oluþtururlar. Tozanlý Irmaðý’na Hafik taraflarýnda Abaþ Irmaðý adý verilmektedir.

Tozanlý Irmaðý Doðanþar topraklarýndan geçerken Dipsizgöl, Göl ve Tekeliiçi çaylarýnýn, daha sonra ise Tozanlý Çayý’nýn sularýný alýr. Tozanlý çayýnýn sularý Tekeli daðýnýn batý yamacýyla Asma daðýnýn doðu yamaçlarýndan kaynaklanmakta.

Yaklaþýk otuz yýl önce baharla birlikte her yaðmur sonrasýnda büyük seller oluþurdu; son dönemde keven bitkisinin kesiminin yasaklanmasý ve ormanlarýn geliþmesiyle sel tehlikesi atlatýldý.

Doðanþar için su cenneti dersek sanýrým abartmayýz. Zira yörede sayýsýz göze bulunmakta.

 

KARAKAYA KANYONU

Nehirlerce oluþturulan derin vadilere kanyon denilmekte. Kanyonlarýn iki yamacýndaki arazi yapýsý erozyon ve aþýnmaya dayanýklý sert kayalardan oluþur.

Karakaya Kanyonu Tekeliiçi çayý üzerinde, Doðanþar ilçe merkezine yaklaþýk üç km mesafede bulunmakta. Tekeli-içi çayýnýn önceleri 1447 rakýmlý Cücü Tepesi’nden aktýðý anlaþýlmakta. Cücü tepesinin birçok yerinde çay taþlarý var. Ayrýca tepeye çýkarken yolun içinde kýrýntýlý tortul kayaç bulunmakta. Küçük taþ parçacýklarý birbirine yapýþarak kocaman bir kayayý oluþturmuþlar.

Yörenin sularý Cücü Tepesi’nden aþaðý akarken Doðanþar ilçe merkezinin bulunduðu yer göl konumundaymýþ. Sular bir müddet sonra Cücü Tepesi ile Tavþantepesi arasýný yol edinerek Ütük köyüne doðru akmýþ. Bu iki tepe baþlangýçta birleþik ve ayný rakýmdayken sularýn etkisiyle iki farklý tepe ve aralarýnda þimdiki çukur yani Dede ile Semektaþ mevkileri oluþmuþ.

Yörenin sularý zamanla Karakaya Kanyonunu oluþturmuþ. 1447 rakýmlý Cücü Tepesi’nden aþaðý akan sular günümüzde 1300 metreden akmakta. Kanyonun giriþi birkaç metre. Ýleriye doðru gidildikçe yer yer geniþlemekte, tekrar daralmakta. Bir kaç km aþaðýda bir þelale var.  Þelale Yeþilýrmak’ýn balýklarýnýn Doðanþar’a çýkýþýna engel teþkil etmekte. Þelaleden bir müddet sonra Göl Çiftliði ve Çatpýnar’dan gelen suyla Doðanþar’ýn sularý birleþmekte daha sonra ise Yeþilýrmak’ýn ana kolu olan Tozanlý Irmaðý’yla birleþilmekte.

1970 ve 80’li yýllarda kanalizasyonlar nehre akmadýðý için Tekeli içi deresi temizdi. Bu sebeple Karakaya Boðazý’nýn giriþ kýsmý Doðanþarlý çocuklarýn yüzme ve piknik alanýydý. Yüzmeye gelen her çocuk kanyonun keþfini mutlaka yapardý. 1990 sonrasýnda bu gelenek unutuldu, günümüzde hiçbir çocuðun bu bölgeyi gezip gördüðünü zannetmiyorum. Tek baþýna kimsenin gitmesini de tavsiye etmem.

 

6. GÖLLER

Doðanþar’ýn muhtelif yerlerinde küçük çapta göller bulunmakta. Bunlarýn en dikkat çekenleri Göl Çiftliði, Sülükgölü ile Dipsizgöl’dür.

Göl Çiftliði’ndeki gölcüklerin çoðunluðu son dönemde kurudu, eski görünümlerini kaybettiler. Göllerin kurumasýnda tarýmla uðraþan yöre halkýnýn büyük paylarý var. Gölün yaný baþýndaki tarla veya çayýrý büyütmek için açýlan kanallarla göllerin suyu boþaltýldý; göller eski canlýlýk ve güzelliklerini kaybetti. 

Ortaköy ve Aslantaþ yakýnlarýndaki Sülükgölü de küçük bir göldür. Gölün özelliði, içinde yer alan sülüklerin bazý hastalýklarýn tedavisinde kullanýlmasýydý. Son yýllarda gölün bu özelliðini kaybetmeye baþladýðý anlatýlmakta.

DÝPSÝZGÖL VE DÝPSÝZGÖL ÞELALESÝ

Dipsizgöl, Doðanþar Sivas karayolu üzerinde Doðanþar’a 16, Sivas’a82 km mesafededir. Göl, anayoldan ayrýlarak Kýzýldað Krom Madeni ile Göðseki ve Tikenni yaylalarýna giden yolun 25 -30 metre saðýndadýr.

Gölün derinliði bilinmemekte. Amatörce ölçüm yapanlar derinliðinin14 metre olduðunu söylemekteler.

Gölün tabanýndan çýkan suyun içindeki mineraller milyonlarca yýl boyunca etraftaki kayalarý oluþturmuþ. Bir müddet sonra suyun çýktýðý alan çökmüþ ve göl oluþmuþ.

Oluþturduðu kayanýn üzerinden akan su zamanla kaya kütlesinin on metre kadar altýndan yol bularak buradan akmaya baþlamýþ, yaklaþýk iki yüz metre aþaðýda ise tekrar yüzeye çýkarak Dipsizgöl Þelalesi’ni oluþturmuþ. Suyun kaya kütlesinin altýndan akmaya baþlamasýyla göl yedi sekiz kat küçülmüþ ve geçmiþte göl alaný olan kýsým çayýra dönüþmüþ. Çayýr günümüzde þahýs malý durumunda. Suyun aktýðý kýsmý týkamak suretiyle gölü eski haline döndürmek yani yedi sekiz kat büyütmek mümkün.

Gölün etrafýnda göl tabanýndan çýkan suyun haricinde çok sayýda göze ile dört ayrý çeþme bulunmakta.

Dipsizgöl Þelalesi Doðanþar Sivas karayolunun alt kýsmýnda bulunmakta. Þelalenin üst kýsmýndan nehre kadar olan kýsým yer yer 50 metreye kadar çýkmakta. Þelaleye sað taraftaki patikadan, yukarýdan dereyi takip ederek veya karþý taraftaki tarlalarla ormanýn içinden inilmekte. Þelalenin alt kýsýmlarýnda traverten oluþumunu gözlemlemek mümkün. Þelalenin sað tarafýnda küçük maðaralar var. Maðaralardaki sarkýtlarla taþlarýn gözenekleri ise dikkat çekici.

 

 

Traverten oluþumu yörenin diðer bazý sularýnda da mevcut. Maraçukuru bölgesindeki kayalýklarýn tamamý bu þekilde oluþmuþ ve bu oluþum hala devam etmekte.

 

 

7. YAYLALAR

Arazinin daðlýk ve engebeli olmasý yayla sayýsýnýn artmasýna, mera alanlarýnýn geniþlemesine sebep olmuþ; bu durum ise yayla tarzýnda hayvancýlýðýn geliþmesini saðlamýþtýr.

Doðanþar’da dölliklerle birlikte otuzun üzerinde yayla bulunmakta. Yaylacýlýk, Doðanþarlýnýn hayat tarzýnda vazgeçilmezlerdendir.

Doðanþar, Sivas’ýn en fazla yaylaya sahip ilçesidir. Doðanþar yaylalarý hakkýnda 1925 – 1926 tarihli T.C Devlet Sâlnâmesi’nde “Ýsviçre menazýr tabiiyesini gölgede býrakan bedai tabiiyeyi ihtiva ettiði gibi sanatoryumlar tesisine çok müsait hayatbahþ yaylalardýr” denilmekte.

Ýlçe topraklarýnýn yaklaþýk 2 / 3’ünü yaylalar teþkil etmekte. Her köyün birer yaylasýna karþýlýk ilçe merkezinde yaþayan halkýn dört yaylasý bulunmakta. Yaylalarýn haricinde yazýn erkenden yaylalarýn önemli bir kýsmý karla kaplýyken yayla vazifesi gören döllik ve çiftlikler bulunmakta. Dölliklere örnek olarak Göðsekü, Baðlama, Karanlýkdere ve Körselik’i gösterebiliriz. Göðsekü sonradan Dikenli Yaylasý’na, Karanlýkdere ile Körselikliler ise Yeniyayla’ya göç etmekteler. Çiftliklere örnek olarak; Dipsizgöl, Sarýgöz, Karabaþoðlu, Aðdaþ, Böcüklü, Göl, Segerek, Armutlu, Asaçukuru ve Tekeliiçi’ni sayabiliriz. Çiftlikler þahýs malý olup buralarda hane sayýsý bir kaçtan otuza kýrka kadar çýkmaktaydý.

 

 

 

 

YAYLANIN ADI

SAHÝBÝ

Dikenli Yaylasý

Belbaþý Yaylasý

Yeniyayla (Mezgittü)

Gölyaylasý

 

Doðanþar ilçe merkezi halký. Gölyaylasý Göçüköyle birlikte kullanýlmakta.

Göðseki, Baðlama, Karanlýkdere, Körselik (Buralar dölliktir. Baharla birlikte bazý yaylalýlar buralara gelir, bir müddet kaldýktan sonra asýl yaylaya geçerler.)

 

Doðanþar ilçe merkezi halký.

Alan Yaylasý

Alan ve Okçulu köyleri birlikte kullanmakta.

Dikenli Yaylasý

Alazlý ve Söbüler köyleri ortaklaþa kullanýyor.

Köpeç Yaylasý

Aslantaþ ve Ortaköy köyleri ortaklaþa kullanmakta.

Avcýçayý Yaylasý

Avcýçayý köyü

Tekeli ve Güneyyurt Yaylalarý

Baþekin köyü

Beþaðaç Yaylasý

Beþaðaç köyü

Boyalý Yaylasý

Boyalý ve Yeþilçukur köyleri ortaklaþa kullanmakta.

Aþýlýk Yaylasý

Çalýcý köyü

Kabalcý Yaylasý

Kozaðaç ve Darýkol köyleri ortaklaþa kullanmakta.

Çimenli Yaylasý

Ekinciler köyü

Eskiköy Yaylasý

Eskiköy

Gölyaylasý

Göçüköy ile Doðanþar ilçe merkezi halký birlikte kullanmakta

Namlýçam Yaylasý

Ýçdere köyü

Kürt Yeri ve Karabel Yaylasý

Kabaçam köyü

Karkýn Yaylasý

Karkýn köyü

Çeðil Yaylasý

Kýpçak köyü

Terüce Yaylasý

Sarýsuat köyü

Çukurçam Yaylasý

Yavþancýk köyü

Abaþ Yaylasý ile Daþyayla

Çatpýnar köyü

 

Günümüzde Doðanþar’a baðlý köylerden sadece Kozlu ve Ütük köylerinin yaylasý bulunmuyor. Bazý köyler büyük kentlere doðru yaþanan göç sebebiyle yaylacýlýktan vazgeçmeye baþladý.

 

Gölyaylasý Obasý

 

8. ORMANLAR

Doðanþar’ýn iklimi Sivas’a göre farklýlýk gösterir. Ýç Anadolu Bölgesiyle Karadeniz Bölgesi arasýnda geçiþ noktasýndadýr. Bu durum Doðanþar’ýn bitki çeþitliliðinin zenginleþmesine sebep olmuþtur. Doðanþar yöresinde üç binin üzerinde bitki çeþidinin bulunduðu ifade edilmekte.

Doðanþar orman bakýmýndan 1940’lý yýllar ve öncesi kadar olmasa da hala zengin. Dipsizgöl ve çevresi, Kozaðaçguzu, Göl Çiftliði, Göl Yaylasý, Karanlýkdere, Körselik, Çalýcý Yaylasý, Kabaçam, Dikenli, Belbaþý, Sarýgöz, Çatpýnar, Avcýçayý, Boyalý ve Beþaðaç yaylalarý, Çal Daðý ve çevresi, Alazlý köyü yakýnlarý; çam, gürgen ve meþe ormanlarýyla kaplý, ardýç bakýmýndan zengin mevkiiler de var.

Dipsizgöl Ormanlarýndan Görünüm

 

II. COÐRAFÎ YAPININ HALKIN HAYAT TARZINA ETKÝLERÝ

Ýnsanlar herhangi bir bölgeye yerleþirken bazý kýstaslarý göz önüne almakta. Bunlar; su kenarý olmasý, tarým ve hayvancýlýða elveriþlilik, ormanlýk alan ile ticaret ana yollarýna yakýnlýktýr.

Bu kýstaslara göre Doðanþar ele alýndýðýnda ilçenin su sýkýntýsýnýn olmadýðýný, yayla tarzýnda hayvancýlýða elveriþli ve ormanlarla kaplý olduðunu söyleyebiliriz. Ýlçenin tarým alanlarý ihtiyacý karþýlayacak düzeyde deðil, ticaret ana yollarýna ise uzak bir noktada. Doðanþar, Osmanlý döneminde tüccarlar tarafýndan kestirme yol olarak kullanýlmýþ ve yörede derbent teþkilatýnýn varlýðý bilinmekte; ancak, aþýrý iþlek bir yol deðil.6

Yörenin tabii güzelliði, suyu, ormanlarý, yaylalarý ve tarým alanlarýndan insanýmýz ne kadar faydalanabilmekte, bu unsurlarýn insanýmýzýn hayat tarzýna etkileri nelerdir?

 

A. GÖÇ OLGUSU

Göç olgusu Orta Asya’dan itibaren genlerimize iþlemiþ. Göç, Doðanþarlýnýn kaderi adeta. Yörede görülen göçler siyasî, ekonomik ve sosyal sebeplerden kaynaklanmakta.

Doðanþar ve çevresi 1080’lerden itibaren fethedildi. Yeþilýrmak vadisi Bizans Ýmparatoru tarafýndan boþaltýldý ve yöredeki köyler kýsa sürede Türkleþti. Halkýn bir kýsmý ilk fetihler esnasýnda yöreye yerleþti.7

1071’den itibaren gerçekleþen ilk fetihler esnasýnda Türkmenlerin önemli bir kýsmý ise Batý Anadolu, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz kýyýlarýna ulaþmayý baþarmýþtý. Bunlar 1075’te kurulan Türkiye Selçuklu Devleti’yle 1243 sonrasýnda kurulan Anadolu Türkmen beyliklerinin bünyesinde yer aldýlar. Ancak, Osmanlý Anadolu Türk birliðini saðlamaya çalýþýrken  ortadan kaldýrdýðý beyliklerin halkýný daðýttý, Anadolu’nun farklý bölgelerine mecburi iskana tabi tuttu.

Doðanþar yöresi yer adlarýyla tapu tahrir belgeleri incelendiðinde Doðanþar yöresine Antalya, Konya, Manisa, Ýzmir ve Aydýn bölgesinden Türkmenlerin yerleþtirildiði anlaþýlmakta. 1825’li yýllarda ise Samsun ve Ordu bölgesinden insanlarýn Doðanþar’a göç ettiklerini görmekteyiz.

Doðanþar yöresine yerleþen Türkler 1460’a kadar köylerin tamamýný Türkleþtirdiler. Ancak, yörenin merkezi konumundaki Ýpsile kalesini ele geçiremediler. 1460 – 61’de Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethetmesi üzerine Ýpsile Kalesi Tozan Beyin sekiz askerine teslim oldu.8

 

1. DOÐANÞAR MERKEZE GÖÇ

Ýpsile’nin teslimiyle birlikte köylerde yaþayan Türk halký 1461’den itibaren Ýpsile merkeze yerleþmeye baþladý. Ýpsile merkezin nüfusu 1455’te 297 iken, 1485’te 941, 1520’de 1.246, 1554’te 1.941, 1574’te ise 2.904 kiþiye ulaþtý.

Ýpsile merkezin çevreye göre daha güvenli olmasý sebebiyle (kale vardý), 1500’lerden itibaren çok sayýda hem Türk Müslüman hem de gayr-i Müslimin Ýpsile’ye gelip yerleþtikleri anlaþýlmakta. 1554’te Tozanlý genelinde 557 Müslüman haneye karþýlýk 149 gayr-i Müslim hane vardý. 1574’te Müslüman hane sayýsý 920, gayr-i Müslim hane sayýsý ise 344’e yükseldi. Tapu Tahrir Defterlerinde nüfus artýþýnýn daha ziyade Ýpsile merkezde olduðu görülmekte. Yine tapu tahrir defterlerinden anlaþýldýðýna göre 1574’te Ýpsile merkezde Müslüman ve Gayr-i Müslim nüfus sayýsý yarý yarýya idi. Ýpsile merkeze aþýrý yýðýlmanýn sebebi biraz önce de ifade ettiðimiz üzere güvenliktir.

 

2. DOÐANÞAR MERKEZDEN BÜYÜK GÖÇ

Ýpsile merkezin 1574 ve 1600’ün þartlarýnda 2.904 kiþiyi besleyebilmesi mümkün deðildir. Her þeyden önce Ýpsile’de bu kadar nüfusun beslenebileceði tarým arazisi bulunmamakta. 1600 - 1611 yýllarý arasýnda göç tersine döndü. Ýpsile’den dýþarýya göç baþladý. Tokat kýrsalýnýn genelinde olduðu gibi Tozanlý’da da nüfusta azalma oldu. Tokat kýrsalýnda gayr-i Müslim nüfus azalýrken Tokat merkezde ise sayýlarý artmaktaydý. 1611 sonrasý kayýtlarýnda Ýpsile merkez ve köylerinde gayr-i Müslim nüfusun bulunmamasý gayr-i Müslimlerin Ýpsile’den ayrýldýklarýný göstermekte.

1600 – 1611 yýllarý arasýnda Tozanlý’nýn nüfus kaybý % 46.82 kadardý. Bu rakam gayr-i Müslimlerin miktarýndan % 13 daha fazladýr. Bu durum Müslüman nüfusta da azalma olduðunu göstermekte.9

 

3. DOÐANÞAR MERKEZ’DEN KÖY VE ÇÝFTLÝKLERE YÖNELEN GÖÇ

1455’te Tozanlý nahiyesi 36 köy, 1 mezra ve 1 cemaatten oluþurken, 1485’te 36 köy 11 mezra, 1520’de 36 köy 29 mezra, 1554’te 36 köy 29 mezra ve 1574’te 42 köy 22 mezradan oluþmaktaydý. Tozanlý’ya baðlý köy sayýsý 1831’de 54, 1915’te 58, 1928’de 59 olarak görülmekte. Köy ve mezra sayýsýnýn sürekli arttýðý dikkatlerden kaçmamakta.

1455’ten 2008’e kadar ayný coðrafyada 113 yerleþim merkezinin ismi geçiyor. Bunlardan 36 yerleþim merkezi zamanla tarihten silinmiþ, artýk köy ve mezra hüviyetini taþýmamakta. Yöre tarihi incelendiðinde sýk sýk yeni yerleþim merkezlerinin kurulduðu veya mevcut köy ve mezralarýn terk edildiði görülüyor.

Hayvancýlýkla uðraþan Doðanþar halký etraftaki çiftlik ve yaylalarýn zamanla mezralaþmasý veya köyleþmesini saðlamýþlar. Bunun en önemli sebebi merkezdeki arazinin ailenin bütün bireylerine yetmemesidir. Merkezdeki araziyi daha fazla bölemeyecekleri için genelde kardeþlerden birisi çiftliði tercih etmiþ ve zamanla çiftlikler mezra, ardýndan da köye dönüþmüþ.

Ekonomik sebepten kaynaklanan bu tür göç hareketi son iki yüz yýllýk dönemde artarak devam etti. Etraftaki mevcut köylere de çokça yerleþme oldu. Ýpsile merkezden çevre köy, ilçe ve illere göç eden sülalelerden tespit edebildiklerim þunlar:

Alan köyü - Ýnceimamgil, Kanýgil.

Alazlý köyü - Kuburgil.

Apa köyü (Sivas merkez) - Ýmamgil.

Arslantaþ köyü - Keleþgil.

Baþekin köyü - Keleþgil, Bekirgil.

Beþaðaç köyü - Cincigil.

Besinli (Buhiya) köyü - Kurdikgil, Keleþgil, Hýrikgil ve Morigil.

Çallý köyü - Karaman soy isminde aileler.

Çayboyu köyü (Pirkinik - Sivas’ýn Çayboyu Mahallesi) - Tüysüzgil, Kediömergil, Kelhacýgil, Köpeçgil, Güþegil, Duzlasigil, Kahagil (Kahya), Culukgil, Kadýgil, Gülgil (Köslüoðlugil), Sürüngil, Karaasiyagil.

Çatpýnar köyü - Kurdikgil, Culagil, Alibeggil.

Darýkol köyü - Çýðrýkçýgil.

Durulmuþ (Gevre) köyü) - Çýldýrgil, Gedekgil.

Dutdibi köyü - Marazgil, Çanakbaþgil, Ýmamgil, Musabeggil, Hatipgil, Dadagil, Karaçgil, Serveligil. Dutdibi köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþtur.

Ekinciler köyü - Avcýgil, Fahratgil, Göçgil.

Eyüp köyü - Paþagil, Turunçgil.

Ficek köyü - Ýnceimamgil, Turunçgil, Hallagil (Halil Aða). Reþadiyenin bu köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþtur.

Göçüköy köyü - Mollagil, Elibüyükgil.

Haymana (Ankara) - Kelhacýgil (Sülalenin tamamý Özcan soyadýnda).

Ýçdere köyü - Hafýzgil, Gödengil, Musabeggil, Karakösegil.

Kabaçam köyü - Babaçgil, Serdargil, Kavutçugil, Karaosmangil ve Çuhadargil.

Kamýþ köyü - Dadagil ve diðer aileler. Bu köy Doðanþarlýlarca kurulmuþ.

Karacakaya mezrasý - Yürükgil.

Karkýn köyü - Cincigil, Mandallugil.

Kýpçak köyü - Mehtergil.

Koyulhisar ilçesi - Paþagil (Ýpsileli soyadýný taþýmaktalar).

Koyuncu köyü (Sivas merkeze baðlý) - Hafýzgil.

Kozaðaç köyü - Hýragil.

Kozlu köyü - Dönegil, Kurdikgil, Çýðrýkçýgil, Ýnceimamgil.

Okçulu köyü - Hevükgil, Ýnceimamgil.

Pusat köyü - Kýncýrgil, Sepetgil, Çýldýrgil, Fahratgil, Karaömergil, Mehtergil. Günümüz Pusat köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþ.

Sameyil köyü (Ýsmailiye) - Mandallugil, Tüfekçigil, Balýmgil.  Bu köy de Doðanþarlýlarca kurulmuþ.

Sarýsuat (Gevele) köyü - Boztosungil.

Söbüler köyü - Kuburgil, Keleþgil, Çýðrýkçýgil, Hýragil ve Gödengil.

Ütük köyü - Kuþakçýgil, Depegil (Kurdikgil).

Yavþancýk köyü - Güþegil, Turunçgil.

Yeniköy - Çalukgil, Veyisgil, Herekgil ve Tavilgil. Köyün tamamýna yakýný Doðanþar kökenlidir.

Yoðunpelit köyü Turunçgil.

Zora köyü - Mahmutgil (Aþaroðullarý adýyla).

Ayrýca, Alanyurt, Güherdaþ, Þerefiye, Kýzýk ve Þahinköy’e de yerleþmeler olmuþ.

Ýþin güzel tarafý bu sülalelerin büyük çoðunluðu günümüzde de akrabalýk baðlarýný devam ettirmekte.10

 

4. ÝSTANBUL’A YÖNELEN GÖÇ HAREKETLERÝ

a. 1800’lerden Ýtibaren Ýstanbul’a Göç

1800’lerden itibaren Ýstanbul’a yönelen göç ile günümüzdeki göçün temelinde Doðanþar yöresinin daðlýk oluþu; ekonomik bakýmdan yetersizliði yatmaktadýr.

Belgeler incelendiðinde geçmiþte yörede buðday, arpa, ceviz, fig, kendir, keten, mercimek, nohut, sarýmsak, soðan ile meyve üretiminin yapýldýðý, küçük ve büyükbaþ hayvan beslendiði görülmekte. Küçük çapta demircilikle uðraþýldýðý, yörenin ihtiyacýný karþýlayacak kadar su deðirmeninin olduðu, küçük çapta bir boyahanenin varlýðý görülmekte.

Yöre halkýnýn servet daðýlýmý incelendiðinde durumun iç açýcý olmadýðý anlaþýlýyor. 1845 tarihinde Niksar’da hane baþýna düþen ortalama gelir 3.100 kuruþ civarýnda iken Doðanþar’da 315 kuruþ kadardý.

Halkýn büyük çoðunluðu, 0 – 1.000 kuruþ arasýnda gelire sahipti. Tozanlý kazasýnýn 445.163 kuruþluk toplam gelirinin 401.137 kuruþu (% 90.1) bu dilimde toplanmýþtýr. 1.218 haneden 10 hane, hiçbir gelire sahip olmadýðý için komþu yardýmýyla geçinmekte, geriye kalan 1.208 hanenin ise 1.183’ü  (% 97.1) bu gruba dahildi.

Ýkinci grup, 1.001 – 2.000 kuruþ gelire sahip olan 19 haneden oluþmakta. Bu grupta bulunanlarýn toplam gelirleri 24.107 (% 5.4) kuruþtu. 1.001 – 2.000 kuruþa sahip Ýpsile’de 6, Boyalý’da 1, Deðeryer’de 1, Ficek’te 1, Gebeli’de 1, Heyvek’te 1, Hubyar’da 2, Kolköy’de 1, Ortaköy’de 1, Tavuza’da 1, Ütük’te 1, Zora’da 2 hane bulunuyordu.

Üçüncü grupta 2.001 – 3.000 kuruþ arasý gelire sahip 4 hane vardý. Toplam gelirleri 9.941(% 2.23) kuruþ kadardý. Gebeli’de 1, Heze’de 1, Zora’da 2 hane üçüncü gruba dahildi.

Dördüncü grup ise 3.001 – 5.500 kuruþ arasý gelire sahip, Ýpsile’deki 2 haneden oluþmakta. Bu iki hane Ýpsile merkezden Ömeraða Mahallesi arazinin sahipleri olan Ömer Aða ile kardeþi Mehmet Aða’dýr. Toplam gelirleri 9.978 (% 2.24) kuruþtu.

Niksar’da toplam hanelerin % 16.8’i 1.000 kuruþun altýnda gelire sahipti. Halbuki, yukarýda da ifade ettiðimiz üzere, Tozanlý’da halkýn % 90’ý 1.000 kuruþun altýnda gelire sahipti. Rakamlar, Tozanlý insanýnýn ekonomik bakýmdan ne kadar zor durumda olduðunu göstermekte.

Yörenin ekonomik bakýmdan yetersizliði halký yeni arayýþlara sevk etmiþ ve 1800’lerden itibaren halkýn bir kýsmý çalýþmak amacýyla Ýstanbul’a yönelmiþ. 1845’te Doðanþar merkezden 65, köylerinden  81 olmak üzere 146 kiþinin Ýstanbul’da çalýþtýðý görülüyor. Meslekleri incelendiðinde büyük çoðunluðun hamam hademesi, natýr, hamam iþletmecisi, tellak, hamam kahvecisi þeklinde ifade edilebilir. Bunlarýn haricinde birkaç kiþi tüccar ve hizmetkar þeklinde geçmekte.11

1800’lerde baþlayan göç hareketi 1911 sonrasýnda yaþanan savaþlar sebebiyle durmuþtur.

b. 1950 Sonrasýnda Yaþanan Göçler (Mevsimlik Göç)

Trablusgarp, Balkan Savaþlarý, I. Dünya Savaþý ile Millî Mücadele döneminde ülkenin genelinde olduðu gibi Doðanþar’ýn da nüfusu yarý yarýya azaldý. Cepheden dönebilenler ise çalýþamayacak durumdaydý.

1930 ve 40’lý yýllarda Doðanþar’dan üç beþ kiþi Ýstanbul’a göç etti. Doðanþar’la irtibatlarýný kesmeyerek hem Ýstanbul hem de Doðanþar’a yatýrým yaptýlar.

Cumhuriyet dönemindeki asýl göç hareketi 1950 ve daha ziyade 1960 sonrasýnda mevsimlik göç þeklinde baþladý. Yaz boyunca tarlasý, baðý, bahçesi ve yaylasýnda çalýþan insanýmýz; kýþ aylarýnda Ýstanbul’un yolunu ele aldý. Belli bir meslekleri olmadýðý için bir kýsmý kapýcýlýðý tercih etti, çoðunluðu ise daha önce gidenlerin hamamlarý veya cila dükkanlarýný mekan edindiler. Beþ on kiþi bekar hanelerde birlikte barýnýyor, bazýlarý ise Hevükoðlu’nun hamamlarýnda yatýp kalkýyordu.

Birinci nesil olarak mevsimlik göçe katýlanlarýn % 80’i Ýstanbul’a yerleþmeyi düþünmedi, Ýstanbul’dan arsa, ev, dükkan gibi mülk satýn almadýlar. Kýþ boyu kazandýklarýný Doðanþar’a aktarýp; ölen öküzü yenilediler, küçük ve büyük baþ hayvan veya tarla satýn aldýlar. O günün þartlarý gereði zenginliðin ölçütü toprakla ahýrdaki hayvan sayýsý idi. Kazandýklarýyla yaz mevsiminde Doðanþar’da rahat yaþamaya çalýþtýlar.

Birinci nesilden yaklaþýk kýrk elli hane Ýstanbul’a yerleþti ve yatýrým yaptý. Ama uzun süre Doðanþar’dan da vazgeçemedi, gidip gelmeye, Doðanþar’a da yatýrým yapmaya devam ettiler. Bunlarýn çoðunluðu ekonomik bakýmdan kendilerini toparlamayý baþardý, çocuklarý geri dönmemek üzere Ýstanbul’a yerleþtiler.

1960’lý yýllarda yurt dýþýna yaþanan göçlere katýlan Doðanþarlý sayýsý beþ altý kiþiyle sýnýrlý kaldý. Mevsimlik göç hareketi ise 1987’de sona erdi.

c. 1970 Sonrasý Göçler

1970 sonrasýnda yeni bir göç dalgasý baþladý. Yeni göçün amacý Ýstanbul’da iþ sahibi olabilmek yani kalýcýlýktý. 1970’lerdeki göç hareketinin sebepleri:

a. Aþýrý nüfus artýþý sebebiyle tarým alanlarýnýn bir kez daha yetersiz hale gelmesi. Arazinin mevcut nüfusu besleyememesi aile içinde huzursuzluk ve ardýndan geçimsizliðe yol açtý.

b. 1970 öncesindeki evlerin plansýzlýðý. Binalar genel olarak herkesin ortaklaþa kullandýðý ev tabir edilen büyük oda ile bitiþiðinde iki veya üç küçük odadan oluþuyordu. Aileler geniþ aile tipindeydi. Hanelerin büyük çoðunluðunda hem büyükler hem de küçükler için doðru düzgün yatacak yer yoktu. Bu durum da aile içinde huzursuzluða sebep olmaktaydý. Günümüzde Ýstanbul’da yaþayan Doðanþarlýlarýn ilçeye bina yapmalarýnýn temelinde iþte bu gerçek yani geçmiþte yaþanan sýkýntý yatmaktadýr.

c. Mevsimlik iþçi olarak Ýstanbul’a gidip gelenlerin oradaki hayatý ve bu hayatýn iyi taraflarýný görmesi.

d. 1990 Sonrasý Göçler

Ýstanbul’da hayat þartlarýnýn zorlaþmasý sebebiyle 1990 sonrasýnda Ýstanbul’a yönelen göç hareketinde önemli bir azalma, 2007 yýlýný saymazsak durma oldu. Ýnsanlar artýk eskisi kadar kolay göç etmiyor, bulunduklarý yeri terk edemiyorlar. Fakat 1990 sonrasýnda yeni göç þekilleri ortaya çýktý, bireysel göçler baþladý. Bunlar;

d - 1. Eðitim Yoluyla Göç Hareketi: 1990’lardan itibaren ilçe ve köylerinde eðitimin önemi anlaþýldý. Herkes çocuðunu okutmanýn yollarýný aramaya, bu uðurda varýný yoðunu harcamaya ve gençler eðitim için ilçeden ayrýlmaya baþladý. Ancak, üniversite mezunlarýnýn % 90’ý ilçeye geri dönmemekte; çoðunlukla Ýstanbul ile Sivas merkeze yerleþmekteler.

d - 2. Evlilik Yoluyla Göç Hareketi: Birazcýk gözü açýk erkekler zaten Ýstanbul’a gitmekte. Erkeklerin bir kýsmý da eðitim yoluyla dýþarý çýkmakta. Ýlçede çoðunlukla kýzlar kalmakta. Onlar ise evlilik yoluyla Ýstanbul ile diðer büyük þehirlere yerleþmekteler. Son otuz yýlda yapýlan evlilikler incelendiðinde, erkeðin ekonomik durumu ne olursa olsun kýzlarýn Ýstanbul’da oturanlarý tercih ettiðini ve evliliklerin büyük çoðunluðunun Ýstanbul’da oturanlarla yapýldýðýný görüyoruz.

Eðitim ve evlilik yoluyla yaþanan göç hareketinin duracaðýný zannetmiyorum.

 

5. YARI GÖÇEBE HAYAT ve ÖZELLÝKLERÝ

a. Ýlçe, Köy, Çiftlik, Yayla ve Obalar ArasýndaYaþanan Göçler

Doðanþar’ýn coðrafî yapýsý yöre insanýn yarý göçebe haline gelmesine sebep olmuþtur. Yöre insanýnýn ömrü göçle geçiyor dersem hiç de abartmýþ sayýlmam. Hayvancýlýkla uðraþanlar, Nisan ayý ortalarýnda ilçeye uzaklýklarý yaya olarak 4 - 5 saat mesafelerdeki çiftliklere giderler. Buralarda yaklaþýk bir ay kalýnýr. Çiftliklerde yeri olmayanlar dölliklere çýkar. Mayýs ayý ortalarýnda ise bu kez yaylaya çýkýlýr. Zira artýk yaylada kar kalkmýþ ve otlar yeþermiþtir. Ayný zamanda çiftliklerde ekin ve otlarýn koruma zamaný gelmiþtir.

Yaylaya göçten sonra erkeklerin önemli bir kýsmý Doðanþar ve köylere iner. Çayýr, yoncalýk ve tabii olarak biten otlar biçildikten sonra çiftliklerdeki otlar biçilmeye gidilir. Yaklaþýk 10 - 15 gün buralarda kalýnýp otlar biçilir ve tekrar ilçeye taþýnýlýr. Otlar da taþýnýr. Eðer kýþlada durulacaksa otlar taþýnmayarak burada býrakýlýr. Ýlçede ekin biçme zamaný gelmiþtir. Arpa, ardýndan tahýllar biçilir, harman kaldýrýlýr. Tam bu zamanda bu kez çiftliklerdeki ekinler olgunlaþmýþ, zamaný geçmek üzeredir. Tekrar çiftliklere ekin hasadý için gidilir.

Çiftlikler ile ilçe ve köyler arasýnda göç hareketi devam ederken kadýnlar yaylayý idare etmektedir. Köylerde ot biçimine baþlanacaðý zaman “Herk Vakti” olarak adlandýrýlýr. Herk vaktinde bazý kadýnlar ilçeye ve köylere dönerler. Çünkü buralarda iþ artacaktýr. Herk vaktinde iki yaþýndan büyük erkek sýðýr ve koçlarýn getirilmelerine de müsaade edilir.

Doðanþar ilçe merkezi ile köylerinde hasat iþlemi tamamlanmak üzere iken; Aðustos ayýnýn son haftasýna doðru halk bu defa hayvanlarýyla köylere yönelir. Göç zamaný köyler arasýnda birkaç gün veya hafta farklýlýk göstermekte. Doðanþar yaylalarý ise ayný gün göçmek mecburiyetindedir.

Göç gününden önce ilçe merkezine gelenlere müsaade edilmez. Kabadayýlýkla gelmeye kalkýþan olursa kýnanýr, hayvanlarýný otlatmak için ahýrdan çýkarmasýna izin verilmez.

Göç gününden bir hafta önce hazýrlýklar baþlar. Göç haberi sevinçle karþýlanýr. Çünkü yaklaþýk üç aydýr köyünden bucaðýndan uzak olan kadýn ve erkeklerle çocuklar artýk geri dönecektir. Çörekler, fetiller hazýrlanýr. Birkaç gün önce gelen Göçlikler (yeni elbise) giyilir. Göç günü, gruplar halinde yola çýkýlýr. Kimse en sona kalmak istemez. Halbuki yaylaya çýkarken önce çýkma gayreti vardý. Yayla kurt ve kuþlara býrakýlýr ama insan ve hayvansýz yaylayý onlar da terk eder, göçe iþtirak ederler. Yol boylarýnda rastlanýlanlara mutlaka çörek ikram edilir. Geçilen yerlerdeki ekili dikili arazilere zarar verilmez, elde olmayarak verilen zararlar mutlaka ödenir. Konaklanýlan yerlerde horanlar tepilir.

Yaylalardan göçenler Doðanþar’a yakýn mesafelerdeki çadýrlarda “Oba” adýyla konaklarlar. Her yayla ayrý bir oba kurar. Obalardaki çadýrlarda genelde kadýnlar vardýr. Üç dört ailenin kadýný bir çadýrý paylaþýr. Obalar onar gün süreyle üç ayrý mevkide konaklarlar. Saðýlan sütler günlük olarak Doðanþar’a getirilir. Obalar gece ve gündüz oba sahibince beklenir. Oba sahibi tarlasý kendiliðinden gübrelendiði için yaylalýya ayrýca bir bedel (ücret) öder. Bu arada çadýrlarýmýzýn þeklinin Kýzýlderili çadýrlarýna benzediðini ifade etmeliyim.

Obalarda bir ay kalýndýktan sonra bu defa “Giizlek” adýyla çiftliklerin yolu tekrar ele alýnýr. Kar yaðýncaya kadar buralarda kalýnýr. Yaz boyunca çiftliklerde ot, saman tedarikinde bulunanlar “Kýþlacý” adýyla kýþý çiftliklerde geçirirler. Kýþ mevsimini kýþlada (çiftlikte) geçirmeyecekler ise Kasým ayýnda tekrar Doðanþar’a dönerler.

Özellikle ilkbahar ve sonbaharda yaþanan göçler çok tehlikelidir. Aniden kar yaðmasý her þeyi altüst edebilir.

b. Yayla Evleri

Çiftliklerde arazileri olanlar ve yaylaya çýkanlarýn hemen tamamýnýn evi vardýr. Çiftliklerde birkaç odadan oluþan ev, ahýr ve samanlýklar dikkati çeker. Yaylada ise genellikle tek oda þeklindeki evler bulunur. Evler toprak yüzeyinde olup; duvarlarý taþ ve çamurla örülü, toprak damlýdýrlar. Damýn üzeri su geçirmemesi için çoraklanmýþtýr. Son yýllarda üzeri sacla kaplý evlerin sayýsý artmaya baþladý.

Yayla evlerinin iç kýsýmlarýnda; ocaklýk, çað, yüklük ve altýnda yaðlarýn muhafaza edildiði yaðlýk, kapkacak ile küleklerin konulduðu bir baþka yer ile odunluk bulunmaktadýr. Ayný odada (ev) yatýlýr, yað ve peynir imali yapýlýr. Evin ocaða yakýn bir kýsmýnda ise küçük buzaðýlarýn baðlandýðý kýsým yer alýr. Son yýllarda buzaðýlýklar evlerin dýþýna yapýlmaya baþlandý. Her evin dýþ kýsmýnýn ayrýlmaz parçasý ise odun istifleridir. Eskiden yaylalardaki en önemli problem hamam ve tuvalet idi. Ama artýk her yaylada ortaklaþa kullanýlan hamam ve tuvaletler dikkati çekmeye baþladý.

c. Yaylada Günlük Hayattan Kesitler

Önceleri kaðný ve yüklü hayvanlarýn güçlükle ilerledikleri yayla yollarý son yýllarda onarýlarak traktör, kamyon, minibüs ve taksi çýkabilecek hale getirildi. Doðanþar halkýnýn bu konudaki çalýþmasý doðrusu takdire þayandýr. Ancak, yayla yollarýnýn yapýmý beraberinde bir tehlikeyi getirdi. Bu tehlike, son dönemde güçlenen geliþen ormanlarýn, yol sayesinde daha kolay kesilmesi yani orman hýrsýzlýklarýnýn artmasýdýr.

Yaylada bulunan halkýn yarýsýndan fazlasýný kadýnlar ve çocuklar teþkil eder. Erkekler yaylaya, göç günleri, yakacak temini, keþik gütme, kayýp hayvaný arama, yol tamiri vb. iþler için gelirler. Yaylada hayvanlar “Keþikle” (sýrayla) veya çoban tutularak otlatýlýr. Keþikler; davar, sýðýr ve kuzu sayýsýna göre düzenlenir. Eskiden askerliðini yapmayan keþik güdemez, çoban olamazdý. Halktan bir iki sýðýr veya davarý olanlar yaylaya çýkmayarak hayvanlarýný “Pörnek” adýyla bir akraba veya komþusuna vererek yaylaya gönderir. Pörnek sahibi keþiklerini gütmek, yaylanýn ortak giderlerine katýlmak zorundadýr.

Sýðýrlar geceyi evlerin kapýlarýnda geçirirler. Bilmem hiç gördünüz mü? Her hayvan farklý bir yöne doðru yatmakta. Adeta sýrt sýrta vermektedir. Koyunlar yaylanýn orta kýsmýndaki “Yeþme” adý verilen yerde, kuzular ise etrafý çevrili ve üstü kýsmen kapalý olan “Köm”lerde geceyi geçirmekteydiler. Kuzularýn emiþi (annelerini emmeleri) yeþmede bazan da kýrda yapýlýrdý. Havalarýn iyi olduðu gecelerde sürü yaylaya getirilmez, gece kýrda otlatýlýrdý.

Yaylada sütler birkaç aile tarafýndan ortaklaþa deðerlendirilir. O gün saðýlan sütlerin ölçümü yapýlarak bir aileye verilir. Bu birkaç gün devam eder. Sonra sýra baþka bir aileye gelir. Böylelikle hem sütler deðerlendirilmekte hem de toplumsal dayanýþmanýn en güzel örneði verilmektedir. Bu arada ertesi yýl kimlerin birbiriyle süt alýþveriþinde bulunacaðý da kararlaþtýrýlýr. Süt alýþveriþini genelde koyun sahipleri kendi aralarýnda, inek sahipleri ise kendi aralarýnda yapardý. Üzülerek ifade etmeliyim ki artýk yaylalarýmýzda koyun diye bir canlý kalmadý.

Yaylalar arasý sýnýr ihlalleri hiç hoþ karþýlanmazdý. Yaylalar arasýnda yaþanan kavgalarýn temel sebebi buydu. Zaman zaman komþu yaylanýn sýðýr veya davarýna sýnýrý ihlal etmeyeceklerine dair söz verinceye kadar el konulduðu olurdu.

d. Eðlenceler

Yaylalarýn en güzel taraflarýndan birisi de yaylaya ilk çýkýþtan, güzlek sonuna kadar tepilen horanlardýr. Bu horanlarýn yayladaki iki grup veya iki oba arasýnda rekabete dönüþtüðü de olmaktadýr. Hangi taraf daha iyi, daha çok oynayacak. Karþýlýklý atýþmalar da eksik olmaz. Tatlý bir rekabet. Ancak zaman zaman yaylanýn yasa büründüðü de olur. Özellikle çok sevilen biri; acýklý bir vaziyette ölürse, saygý ve sevgiden dolayý eðlencelere süresiz ara verilir.

e. Özlem

Yirmi beþ otuz yýl önce her bir yaylada beþ bin civarýnda küçükbaþ hayvanla binlerce büyükbaþ hayvan bulunuyordu. Günümüzde Doðanþar genelinde küçükbaþ hayvan kalmadý. Büyükbaþ hayvan sayýsý ise binlerle sýnýrlý.

Yaylalar cývýl cývýldý. Sayýsýz çocuk vardý. Yeþmelerde oyun oynamaya yer bulamaz, sýramýzý beklerdik. Bugünün çocuklarý çelik ve çötenin kurallarýný dahi bilmiyorlar.

Yöre halkýnýn  2 / 3’ü taþý topraðý altýn dediði Ýstanbul’a yöneldi. Ýnsanýmýz büyük þehirlere göçle daha iyi imkanlarda yaþamaya baþladý. Ancak, bu durum insanýmýzý mutlu etmeye yetmedi. Doðup büyüdüðü, anýlarýn saklý olduðu coðrafyaya karþý özlem duymaya baþladý. Memleket hasretiyle þiirler yazýldý, aðýtlar yakýldý. Ömer Tozar bu özlemi bir dörtlüðünde þöyle dile getirmekte:

Derdin ile oldum divane deli,

Kývrým kývrým, yollarýný özledim.

Gözümde tütüyor; Sivri, Tekeli,

Çiçek kokan, bellerini özledim.

1966’da Karabaþoðlu Çiftliði’ndeki arazilerini sattýktan sonra Ýstanbul’a yerleþen, Darýkol köyünden Mustafa AÐIRBAÞ ise özlemini þöyle dile getirmekte:

Süpürsem odamý lambamý yaksam

Açsam pencereyi daðlara baksam

Sabah ezânýyla ayvana çýksam

 

Odamýzýn önü erikli bostan

Daðlar görünmüyor dumandan busdan

Kýzlar ben söyleyim siz edin destan

 

Yastadýr hey deli gönlüm yastadýr

Has bahçenin menekþesi destedir

Gülsem oynasam da gönlüm hastadýr

 

Sarýgöz’ün suyu engine akar

Ateþim yanmýyor dumaným çýkar

Þimdi yavrularým yollara bakar

 

Bir dilekçe verdim yüce makama

Felek pençesini taktý yakama

Ufacýk yavrular düþer arkama

 

Aðlaman yavrular yazýktýr size

Yaradan bir kýsmet vermez mi bize?

 

Gurbetteki Doðanþarlýlar eski günleri yâd etmek, çocuklarýna daðýný taþýný öðretmek ve tatilini geçirmek için yaz aylarýnda her yýl Doðanþar’a dönmeye; þenlikler düzenlemeye baþladý. Yörede tertiplenen panayýrlarýn ilki 1965’ten itibaren düzenlenen “Geleneksel Doðanþar Karakucak Güreþleri”dir. 2000 sonrasýnda ise hemen her köyde panayýr ve þenlik geleneði baþladý.12

 

B. 1939 DEPREMÝ

27 Aralýk 1939 günü meydana gelen ve Erzincan’ýn tamamen yýkýmýna Sivas’ýn doðu ve kuzeydoðusu ile Tokat ve Amasya’da büyük can ve mal kaybýna sebep olan deprem; Doðanþar’ýn coðrafî yapýsý, inþaat tarzý ile yerleþim alanýnýn yanlýþ seçimi sebebiyle, Doðanþar’da da çok sayýda can ve mal kaybýna yol açtý.

Ýlk gün verilen bilgilere göre Doðanþar’da bulunan 200 evden l30’u ile Hükümet Konaðý (Karakol) yýkýlmýþ diðer evlerin birçoðu da çatlamýþtýr. Karakol binasýnýn altýnda kalan jandarmalardan 3’ü ölmüþtür. Yine ayný tarihte Çalýcý, Çatpýnar, Kozlu, Göçüköy, Alazlý, Kabaçam, Sarýsuat ve Gölcük köylerindeki evlerin 2 / 3’ünün yýkýldýðý ifade edilmektedir.

28 Aralýk 1939 günü ise Doðanþar’da 200 yaralýnýn varlýðý ve Ekingölü’nde 3 evin yýkýldýðý bildirilmekte.

Doðanþar ve çevresinin bu felaketli günlerinde en önemli problemlerinden birisi de etrafýn karlarla kaplý olmasý sebebiyle Hafik ve Sivas’la irtibatýn kesik olmasýdýr. Bu yüzden Doðanþar’a Sivas’tan yardým yapýlamamýþ, Tokat’tan bu köylere yardýmýn temin edilmek üzere olduðu belirtilmekte.13

28 Aralýk 1939 tarihli Cumhuriyet Gazetesi yukarýdaki bilgileri doðruladýktan baþka buna ilaveten nahiye merkezinde 150 kiþinin enkaz altýnda kaldýðýný haber vermekte.

Dönemin Ýçiþleri Bakaný Faik ÖZTIRAK 10 Ocak 1940’da Ankara’da yaptýðý konuþmasýnda, “Sivas’ýn Hafik ve Zara kazalarýnýn ve bilhassa Hafik’in Ýpsile Nahiyesi’nin felaket ve hasaratý hayli mühimdi” demek suretiyle durumun ne derece vahim olduðunu dile getirmek istemiþtir.14

Doðanþar’da deprem etkisini daha ziyade Akpuzar Deresi boyunda göstermiþ. Bu sebeple yýkýlan evlerin ve ölen insanlarýn hemen tamamý bu dere kenarýnda iskân edenlerden olmuþtur. Kale Mahallesi ve çevresinde ise pek hasar meydana gelmemiþ. Deprem felaketini yaþayan halktan öðrendiðim bilgilere göre ölü sayýsý Cumhuriyet Gazetesi’nin belirttiði gibi 150 olmayýp 300’ün üzerindedir. 1935 tarihinde Doðanþar’ýn merkez nüfusu 1720 kiþidir. 1946 tarihinde bu rakamýn l522’ye düþtüðünü görmekteyiz. Türkiye’deki nüfus artýþ hýzýný % 2,5 kabul ettiðimiz takdirde 1946 nüfusunun 2.193 kiþi olmasý gerekirdi.

Doðanþar ilçe merkezinde deprem sebebiyle bazý sülaleler tamamen yok olmuþ, bazý ailelerden birer kiþi kurtulabilmiþ, birçok insan akýl saðlýðýný kaybetmiþ. Cenazeler mezarlýklara kaðnýlarla taþýnmýþ; ölülerin defin iþlemi sekiz on gün kadar sürmüþ.

Doðanþar Hafik yolunun kar sebebiyle kapalý olmasý bölgeye yardýmýn ulaþmasýný engellemiþ, halkýn sýkýntýsý daha da artmýþtýr. Geç olarak ulaþan yardým malzemeleri arasýnda yiyecek, giyecek ve gaz yaðý vardýr. Yaza doðru ise tohumluk buðday ile öküz verilmiþ, yaz aylarýnda Hafik Kaymakamý Turgut GÖLE, Doðanþar merkez ile köylerini gezmiþtir.15

Deprem felaketi üzerine sayýsýz aðýt ve þiir yazýlmýþ. Þiirlerden bir tanesi þöyle:

1939 ZELZELE DESTANI

Karanlýkta sesler geldi derinden,

Sanki dünya oynamýþtý yerinden.

 

Kadir Mevla’m oynatýyor yerleri,

Viran kaldý baykuþ öter köyleri.

 

Ulu Tanrým yardým eyle bizlere,

Öksüz yetim hep gelinlik kýzlara,

Kanlý yaþlar doluverdi gözlere.

 

Felaket dertler baþtan aþýyor,

Hükümet de yardýmlara koþuyor.

 

Erzincan, Suþehri, Koylasar, Sivas,

Ey Ulu Tanrý sen eyle hâlâs.

 

Tokat, Reþadiye, Zile ovasý,

Harap oldu çok aile yuvasý.

 

Büyük Almus, Ýpsile’nin daðlarý,

Ölen öldü kan aðlýyor saðlarý.

 

Çok gençlerin murat alma çaðlarý,

Lâle sümbül bezendi mi baðlarý.

 

Bütün dünya yardým etti Türklere,

Zelzeleden mahsun kalan fertlere.

 

Kara duman kapladý mý daðlara,

Ölen öldü büyük sabýr saðlara.

 

Tiyeri, Minare, Filtise, Sazak,

Kapandý yollar gelmiyor erzak.

 

Ortaköy, Kuzgölcük, Fýndýcak, Ficek,

Buralar harabe Ayýb’a göçek.

 

Yoðunpelit, Tuddibi, Týðnýs Tepesi,

Pek derinden gelir milletin sesi.

 

Ayvatlý, Çermicek, Göl’ün Tepesi,

Allah Allah diyenin gelir sedasý.

 

Deðeryer’e kara çadýr kuruldu,

Karalý haberler gece duyuldu.

 

Ohturum mektebi ýþýk yuvasý,

Yer altýndan gelir mürþidin sesi,

Yardýmýna koþar gelir annesi.

 

Dost Ýngiliz yardýmlarý gönderir,

Alaman, Urusya geri dönderir.

 

Mýsýr, Afganistan, Hindistan gardaþ,

Türkiye harabe imdada ulaþ.16

 

     26 - 27 Kanun-u evvel 1939 / Osman SÖKER

 

C. ORMANLAR

1940 ve hatta 1950’li yýllara kadar Doðanþar’ýn % 70’inin ormanlarla kaplý olduðu anlatýlmakta. Dört-beþ metre çapýndaki aðaçlardan bahsediliyor.

Ýnsanlarýn korkudan giremedikleri, gökyüzü görünmeyen çam ve gürgen ormanlarýnýn yerinde günümüzde yeller esmekte, sayýsýz dað ve tepe artýk çýplak. Alaçam’daki çamlarýn sadece adý kaldý.

Peki, ne oldu ormanlara?

Tamamý, yakacak ve kereste için mi tüketildi?

Keþke öyle olsaydý. 1940 ve 50’li yýllarýn büyükleri ormanlarýn günahýný hiçbir zaman ödeyemezler. Doðanþar’daki ormanlar cehalet sonucu tüketilmiþ. Sayýsýz ihtiyarý dinledim, anlattýklarý insanýn tüylerini ürpertiyor. Bakýn, aðaçlar niçin kesilmiþ?

a. Milli Mücadele ve sonrasýndaki yoksulluk yýllarýnda yöre halký Hafik, Zara ve Sivas merkezin kereste ihtiyacýný karþýlamýþ, buna karþýlýk yiyecek maddeleri alarak kýt kanaat beslenmeye çalýþmýþ.

b. Asýrlýk aðaçlar ev, ahýr ve samanlýklarýn yapýmý için kullanýlmýþ. Yöre ormanlýk olduðu için özellikle ahýr ve samanlýklarýn yapýmýnda ana malzeme olarak aðacýn kullanýldýðý görülmekte. Mertekler üst üste konulmak suretiyle duvar yapýlmýþ, çatý malzemesi olarak da yine aðaç kullanýlmýþ. Altmýþ yetmiþ metre kare bir samanlýk için 150 – 200 yaþýnda yüz adet tomruðun kullanýldýðý düþünülürse iþin vahameti daha iyi anlaþýlýr.

c. Yakacak olarak kullanýlmasý. Ýnsanlar ormanla iç içe yaþadýðýna göre elbette odunu yakacak olarak kullanacaktýr. Buradaki problem evlerin soðuða karþý muhafazasýz olmasý; kapý ve pencerelerinin iyi olmamasýdýr. Otuz kýrk yýl önce bile evlerin büyük çoðunluðunda soba ve tüp yoktu. Þömine tipindeki ocaklýklarda adeta yirmi dört saat odun yanýyordu. Yaz aylarýnda dahi yemekler ocakta piþiriliyordu. Aileler yaz boyunca odun biriktiriyor ve hem yaz aylarýnda hem de kýþ boyunca bunu tüketiyordu. Hanelerin otuz yýl önce tükettiði odun miktarý ile þimdikini karþýlaþtýrdýðýmýzda; geçmiþte þimdikinin on – on beþ katý daha fazla tüketimin olduðu görülmekte. Hiçbir evde kömür yakýlmýyordu, tüp kullanýmý da yoktu.

d. Katran ve boya hammaddesi olarak kullanmak.

e. Çam kabuðunun altýndaki seri yemek.

f. Aðaç kesimi konusundaki iddialaþmalar, yarýþmalar.

g. Ayný meyildeki aðaçlarý yarýya kadar kestikten sonra, rüzgarda domino taþlarý gibi düþüþlerini seyretmek.

h. Koca bir aðacýn içini yakarak hayvan yemliði yapmak.

ý. Tarla açmak.

i. Þahýs ormanlarýnýn ise tehdit ve intikam duygusuyla kesilmesi.

Yukarýdaki sebeplerden önemli bir kýsmý cehaletin ürünüdür. Yanlýþlarýn, sorumsuzluðun ifadesidir.

Tükenmez sanýlan ormanlar 1960’lý yýllarda bitti. Doðanþar insaný, yakacak temini için dahi aðaç bulamaz oldu. Kesilen tek aðaç için köyler arasýnda kavga çýkmaya, silahlar patlamaya baþladý.

 

Suçlu Keçi

Ormanlarýn tükenmesinde baþ suçlu olarak keçi ilan edildi, fatura keçiye kesildi. Keçi beslemek yasaklandý. Keçinin kaldýrýlmasý toplumumuzda tam bir travmaya sebep oldu. Keçi her tür ortamda beslenebilen bir hayvandýr. Koyuna göre et, süt, kýl verimi daha yüksektir. Bazý aileler yasak kararýna karþý direndi ama baþarýlý olamadý. Bunun sebebi keçi besleyenlerin komþuluktan reddedilecek olmasýdýr. Keçi yasaðý fýrsatçý tüccarýn iþine yaradý. Keçiler yok pahasýna satýn alýndý. Keçi için aðýtlar yakýldý, diller döküldü ama nafile. Kadýn þairlerimizden Keziban YAÞAR keçilerinin arkasýndan þöyle aðlamýþ:

Tütüye yeþerdi Gürcilik açtý

Nazlý keçilerim Çirmiþ’e geçti

Onlar bilmediði daðlara düþtü

 

Askerlik diyorlar murat kapýsý

Ucuz oldu keçilerin satýsý

Þimden sonra verim gitsin hepisi

 

Yaylaya çýktým ki dikilmiþ söðüt

Yanýyor yüreðim almýyor öðüt

Yüzüne baktým ki vermemiþ molak

 

Keçileri satsam oðlaklar ufak

Bana da diyorlar yaylaya koymak

 

Hacý gardaþ almýþ gider göçünü

Seni aradým çobanlar içini

Heyle yaylamýza getir keçimi

 

Canýmýnan ciðerimin arasý

Sarýlmýyor keçilerin yarasý

Sevgilidir Fadýma’nýn Gýna’sý

 

Sarýgöz’den kaldýrýrlar göçümü

Heslenmeniz biliyorum suçumu

Baþýma çok gakman sekiz keçimi

 

Keçi sekiz gakýyorlar baþýma

Komþularým bakmak diyor iþime

Ben giþi / erkek deðilim düþmen peþime

 

Adil keçileri ormana daldýr

Eðle fýndýklara purcini aldýr

Sana da diyorlar keçiyi kaldýr

 

Ýyi güdün doyurunuz koyunu

Arýyorlar keçilerin soyunu

Almaz yaylýmýný içmez suyunu

 

Benim derdim dokunuyor yüreðe

Keçisiz koyunu vermem pörneðe

Ýkisini vermem ben bir ineðe

 

Etekli keçiler sürmeli çebiþ

Bana da diyorlar koyuna deðiþ

Sizi satýyorum sevgili Göðiþ.17

 

Keçi besleme yasaðýna uymayan tek Doðanþar’lý, 1984’te keçileri satýlýncaya kadar Dipsizgöl’deki çiftliðinde yaþayan Maraoðlu (Osman Mara  öl. 1986)’dur.

 

Herkes Deðnek Atlayacak

Ormanlarýn korunmasý ve geliþtirilmesi konusunda alýnan kararlardan birisi de deðnek atlamak yani yemin (þart etmek) etmek olmuþ. Erkeklere uygulanan bir yöntem olup topluluðun içinde deðnek / sopa üzerinden atlamayý ifade etmekte. Deðnek üzerinden atlayan ormanlardan aðaç kesmemeyi, kestiði takdirde eþinin boþ olacaðýný kabullenmektedir. O dönem yetiþkin erkeklerin tamamýna deðnek atlatýlmýþ ve karar titizlikle uygulanmýþ. 1970’li yýllarda halkýn odun ihtiyacýný karþýlamak için ormandan kar kýrýklarýný topladýklarýný veya daha önce kesilen aðaçlarýn kök kýsýmlarýný söktüklerini hatýrlýyorum.

Yalnýz burada ilginç bir durum söz konusu; deðnek atlayan yalnýzca kendi köy veya beldesinin ormaný için bu duruma söz vermiþ. Bunun da anlamý komþu köylerin ormanlarýnýn yasak kapsamýna girmemesidir. Bu durum ise köyler arasýnda yeni bir mücadelenin baþlamasýna sebep oldu. Herkes kendi köyüne ait ormaný daha dikkatli takip etmeye baþladý.

Komþu köy veya diðer mahalle halkýyla kötü olmak istemeyenler Kabaçam ormanlarýndan odun ve kereste ihtiyacýný karþýlamaya baþladý. Buradan atla odun taþýmak kolay iþ deðildi. 150 –200 kg odun için ormancý korkusu ile gidiþ geliþ sekiz - on saatlik yolculuðu göze almak gerekiyordu. Kabaçam Ormaný’na çoðunlukla elli altmýþ kiþilik atlý grubu birlikte gidip gelirdi. Bazen toplu halde bazen de teker teker ormancýlara yakalandýklarý; odunlarýnýn elinden alýndýðý, baltalarýna el konulduðu, sicimlerinin kesildiði ve mahkemeye verildikleri olurdu.

Doðanþar’ýn þimdiki güzide ormanlarý, yukarýdaki kararlýlýk ve çekilen sýkýntý neticesinde yeniden canlandý. Yöredeki anlayýþa göre her aile veya köyün sahiplendiði belli bir orman alaný vardýr. Oraya sahiplenen aile veya grup orasýný caný pahasýna korur, tek dalýný dahi baþkasýna kestirmez.

Günümüzde, Doðanþar’ýn hemen her tarafýnda çam, gürgen, yabani fýndýk, meþe, karaaðaç, dað kavaðý, ahlat, ekþi elma, ýhlamur, kumrut, patlakotu, havgidi, mamukeriði, domuz eriði, tavþanelmasý, çetirez, daraklýk, kurtbaðrý aðaçlarýna rastlamak mümkün.

Sulanabilen yerlerde ise en çok söðüt ve kavak aðacý dikkati çekmekte. Elma, armut ve erik çeþitleri, viþne, ceviz, kiraz, mahlep çokça yetiþtirilmekte.

Bozkýrda hakim bitki topluluklarýnýn baþýnda keven gelmekte. Keven topraðýn bekçisidir. Erezyonu önleyerek bozkýrýn sürekli yeþil kalmasýný saðlar. Ot ve samanýn yetmediði uzun kýþlarda hayvan yiyeceði olarak söküldüðü olmakta. l980’li yýllarda aþýrý sökülmesi sebebiyle halk sökümünü yasaklamýþtý.

Doðanþar yöresinde kendiliðinden yetiþen diðer bitkiler ise kövrek otlarý, diken çeþitleri, yabani yoncalar, sýðýn, kekik, madýmak, yemlik, evelik, kuzukulaðý, kömeç, karga býdiði, sahlep, çayýrsoðaný, devetabaný, buðdeyik, kýskýnuk, üçgül, gýrzancuk, yavþanotu, çiriþ, ýsýrgan, gelin parmaðý ve kabalak.

Doðanþar’ýn dað ve yaylalarýnda rengarenk sayýsýz çiçek çeþidi göze çarpmakta. Bazýlarý; lale, çiðdem, menekþe, gagaç, navruz, sümbül, karçiçeði / kardelen, tütiye, katýrtýrnaðý, çayýr çiçeði, koyungözü / papatya, gelincik, küpkýran, kuyrukyaran, mermük otu, keþ çiçeði, gurbet çiçeði.

Sulanabilen her yer, çayýr ve yoncalýklarla kaplý.

Ancak, üzülerek ifade etmek lazým ki son yýllarda orman kýyýmý tekrar baþladý. Yayla yollarýnýn yapýlmasý ve el hýzarlarýnýn yaygýnlaþmasýyla aþýrý kesim ve kaçakçýlýk arttý. Geçmiþte aðaç kesmeyeceðine dair þart eden, deðnek atlayan nesil de yok artýk.

Son dönemde yaþanan geliþmeleri Kozaðaç köyünden þair Turan YANCI bir þiirinde þöyle dile getirmekte

KOZAÐAÇGUZU

Ne güzel yaptýydýk senin yapýný

Ömer muhtar oldu açtýk kapýný

Köyün karýsýna verdik tapunu

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu

 

Her yanýna sallanýyon gül gibi

Püsküllerin sallanýyor çan gibi

Odunlarýn tat veriyor bal gibi

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu

 

Her yanýný geziyorduk þanýnan

Namusunu korulardýk namýnan

Arkadaþlar ayrýldýlar alýnan

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu

 

Ardýna yaslanmýþ Yaylacukguzu

Kesilmiþ fidaný muradý yarý

Dallarý sallanmýþ köyüme doðru

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu

 

Salak çýktý köyümüzün gençleri

Vurdu vurdu hep kestiler yaþlarý

Kesme desem ….

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu

 

Çoktan beri gezemedim içini

Hep seçmiþler içindeki koçunu

Göçüm yakýn seyredersin göçümü

Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu18

 

 

Ormanlarýmýzý Artýk Devlet Kesiyor

Ormanlarýmýz dedim; çünkü yörede her bölgeyi bir sülale sahiplenmiþ ve o bölgedeki ormanýn koruyuculuðunu üstlenmiþ vaziyettedir. Halk, ormaný devletin deðil kendisinin malý olarak bilmekte.  Son elli yýlda ormanlarýmýzýn geliþmesinin temelinde iþte bu gerçek yatmakta. Doðanþarlý caný pahasýna kendi bölgesindeki ormaný koruyup kolladý, tekrar geliþmesini saðladý. Ancak, 1986 sonrasýnda devlet yörede aðaç kesimine baþladý. Ormanlarýn derinliklerindeki güçlü aðaçlar kesilerek gözbebeðimiz ormanlar zayýflatýldý, ormanlar çalýlýk haline dönüþtürüldü. Yöre halký kesimi durdurmak için çokça uðraþtý ama baþarýlý olamadý.

 

D. TABÝ GÜZELLÝKLERE BAKIÞ AÇISI

Tabii güzellikler Doðanþar ilçe merkezi ve köylerinde yaþayan halkýn dikkatini çekmemekte. Þimdilik karýn doyurmadýklarý için halk buralara öylesine bakýp geçmekte. Karasak Çukuru, Karlýk, Aþý Çalý, Çal Daðý ve Keþiþ’in zirvesindeki çukurlarla Karakaya Kanyonu veya Dipsizgöl ile Dipsizgöl Þelalesi kimseyi ilgilendirmiyor, on beþ milyon yýllýk fosiller kimsenin dikkatini çekmiyor.

Bir gerçeði ifade etmek gerekirse insanýmýz tatil denilince ýrmakta serinlemeyi, balýk tutmayý (dinamit, tüp veya elektrikle katliam þeklinde), söðüt gölgeliklerinde ýzgara yapmayý, daðýn zirvesindeki çeþme baþýnda cola, bira veya diðerlerini içmeyi algýlamakta, piknik alanlarýný çöp yýðýnýna döndürmekte. Herkes böyle deðil ama bu durum da bir gerçek.

Ýþin vahimi ise ilçe ve köyler adýna kurulan; göçü durdurmayý, eðitim çaðýndakileri okutmayý, yöreyi tanýtmayý, kalkýndýrmayý, daha iyi yaþanýlýr hale getirmeyi hedefleyen kurum ve kuruluþlarýn Doðanþar ve çevresinin tabii güzelliklerinden bihaber olmalarý, konuya duyarsýz kalmalarý, yörenin Sivas ve Türkiye’ye tanýtýmý için adým atmamalarýdýr.

 

SONUÇ

Doðanþar’ýn coðrafî yapýsý hem geçmiþte hem de günümüzde Doðanþarlýnýn zor þartlarda yaþamasýna, ekonomik sýkýntý çekmesine sebep olmuþ; köylerden Doðanþar merkeze, merkezden tekrar köy, mezra ve yaylalara, ardýndan büyük þehirlere göç etmesine zemin hazýrlamýþtýr.

Göç sebebiyle kýþ aylarýnda ilçe tükenme noktasýna geldi.

Gerçi ilçede yapýlaþma faaliyeti devam etmekte, yaz aylarýnda ilçe merkeziyle köyler dolup taþmakta, yöre eskisi gibi tekrar canlanmakta. Ancak, bu durumun geçici olacaðýný düþünüyorum. Tedbir alýnmazsa ilçeye yönelen yazlýk göç hareketi þimdiki nesille sýnýrlý kalacak, bir sonraki nesil Ege ve Akdeniz gibi turistik merkezlerde tatil yapacaktýr.

Ýlçeyi cazip hale getirmek için tabii güzelliklerle kültürel deðerler ön plana çýkarýlmalý; Karasak Çukuru, Karlýk, Karakaya Kanyonu, Volkan Konileri, Dipsizgöl ve Dipsizgöl Þelalesi, Maðaralar, Fosillerle Festivaller, baþta Sivas olmak üzere Türkiye’ye tanýtýlmalý, yabancýlarýn da ilçeye gelmeleri saðlanmalý. Tanýtým yapýlýrken hedef kitle sadece yabancýlar deðil ayný zamanda kendi insanýmýz da olmalý. Doðanþarlýnýn belediye parkýndan dýþarý çýkmasý, Doðanþar’ý farklý bir gözle görmesi, incelemesi, tabiatý kirletmeden19 Doðanþar’da daha uzun süre kalmasý saðlanmalýdýr. Bu durum gerçekleþtirildiðinde coðrafî yapý avantaja dönüþecek, ilçe az da olsa canlanacaktýr.

KAYNAKLAR

1. ATALAY, Prof. Dr. Ýbrahim; Türkiye Coðrafyasý, Ýzmir 1994

2. ÝZBIRAK, Prof. Dr. Reþat; Coðrafya Terimleri Sözlüðü, Ank. 1975

3. KARAMAN, Fikri; Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri Belgeseli, Ýst. 2000

4. KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Ýst. 2003

5. Ayýn Tarihi Dergisi, Sayý 73, 74. Yýl 1939, 1940

6. http://www.biltek.tubitak.gov.tr

 



DÝPNOTLAR

1 Doðanþar (Ýpsile) yöresi için Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde kullanýlan isim TOZANLI’dýr. Tozanlý ismine ilk olarak 1455 tarihinde Tokat’a baðlý yerler sayýlýrken rastlamaktayýz. 1485, 1520, 1530, 1554, 1574 ve daha sonraki bütün kayýtlarda Tozanlý ismi geçmekte. Doðanþar’da rastladýðýmýz tapu senetlerinin tamamýnda da Tozanlý ibaresi bulunmakta. Belgelerde Tozanlý isminin yanýna Ýpsile kelimesi eklenmiþ; kazanýn / nahiyenin geneli Tozanlý olarak adlandýrýlýrken, merkez için Ýpsile denilmeye devam edilmiþ, 1940 tarihinde nahiye merkezine Tozanlý adý verilmiþ. Ancak, her ne sebeple ise sonraki tarihlerde nahiye merkezi için bu ismin kullanýlmadýðýný görmekteyiz.

Ýpsile ve çevresi Tozanlý ismini Tozan Bey ve ayný isimle anýlan cemaattan almýþtýr. Tozan Bey, 1455 öncesinde yörede idarî ve askerî yetkiliydi. Ayný nahiyedeki bir grup köyün hem malikâne hem de divanî gelirlerini elinde bulundurmaktaydý.

Yöre için Tozanlý kelimesi halk tarafýndan hâlâ kullanýlmakta. Ancak, günümüzde Tokat ve Sivaslýlar farklý yerleri Tozanlý olarak tarif etmekteler. Almus, Reþadiye, Hafik ve Doðanþarlýlar kendi yaþadýklarý yerin Tozanlý olduðunu söylemekteler. Halbuki Tozanlý daha geniþ bir coðrafî bölgenin adýdýr. Tozanlý; 25 köyden oluþan Doðanþar ilçesinin tamamý; Alan, Alazlý (Çirmiþ), Arslantaþ (Karadiz), Avcýçayý (Dumanit), Baþekin, Beþaðaç (Urumcuk), Boyalý, Çalýcý, Darýkol, Ekinciler (Arzuman), Eskiköy, Göçüköy, Ýçdere (Câcek), Kabaçam (Tavuza), Karkýn, Kýpçak, Kozaðaç, Kozlu, Okçulu, Ortaköy, Sarýsuat (Gevele), Söbüler, Ütük, Yavþancýk ve Yeþilçukur (Mundarlý). Hafik’in 21 köyü; Adamlý, Akkaya, Alanyurt, Alibeyli, Bayramtepe (Heze), Besinli (Buhiya), Beykonaðý (Divriðin), Çaltýlý (Gövesse), Çatpýnar (Ermenis), Gülpýnar (Asarcýk), Deðirmenseki, Dündar, Ekingölü (Ohturum), Kýzýlcaören, Mansurlu, Olukbaþý, Otmanalan, Oymadere (Gönekse), Pusat, Yakaboyu (Müseyle), Yeniköy. Almus’un 11 köyü; Baðtaþý (Gibis), Çamköy (Zora), Çaykaya (Heyvek), Çaykýyý (Týðnýs), Çayönü (Deðeryer), Çiftlikköy, Gebeli, Göltepe, Hubyar, Kolköy, Mescitli, Sarýören. Reþadiye’nin 14 köyü; Abdurrahmanlý, Dalpýnar (Tuðla), Esenköy (Sarsý), Eyüp, Fýndýcak (Tozanlý Fýndýcak), Gurbetli, Gülburnu (Ýtburnu), Güneygölcük, Ýsmailiye (Sameyil), Kuzgölcük, Özenli (Öküzlü), Özlüce (Onapa), Uðurlu (Ficek) ve Yoðunpelit. Koyulhisar’ýn Bozkuþ köyü ile Sivas merkeze baðlý Gülpýnar (Aþaðý Asarcýk) köyünü kapsayan bölge yani 1455’ten itibaren var olan Doðanþar / Ýpsile / Tozanlý Kazasý’nýn tamamýdýr.

Ýpsile kelimesi 1960’ta DOÐANÞAR olarak deðiþtirildi. Doðanþar kelimesi; yeni doðan þehir, memleket, kale demektir.

Geniþ bilgi için bkz. KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e TOZANLI KAZASI, Ýst. 2003

2 http://www.biltek.tubitak.gov.tr  18 Eyl 2008 15:14:10’e ait görüntü.

3 Zamanla bu konuyu unuttum. Doðanþar’la ilgili kitap çalýþmasý yaparken tekrar hatýrladým ama fosillerin yerini bilen yoktu. 13 Aðustos 2006 günü Þerafettin SARIKAYA Bey, Sarýkaya’daki fosillerden bahsetti. Fosillerin yerini bildiðini söyledi. Birlikte yola koyulduk, yarým saatlik yürüyüþten sonra; midye, salyangoz ve balýk fosillerinin yanýna ulaþtýk. Yörede milyonlarca fosil bulunuyordu. Çok sayýda fotoðraf çektim, fosillerden bir kaçýný yanýma aldým.

4 Adana'nýn Feke Ýlçesi'ne baðlý 1.300 rakýmlý Akoluk Köyü'nde balýk fosili bulunmuþ, fosil Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öðretim üyelerine gösterilmiþ, bunun üzerine üniversitede balýk fosiliyle ilgili inceleme baþlatýlmýþ, Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Çevik,1.300 metre yükseklikte tuzlu su balýðý fosili bulunmasýnýn 15 milyon yýl öncesi düþünüldüðü zaman þaþýrtýcý olmamasý gerektiðini söylemiþtir. Çevik, 15 milyon yýl önce bugünkü Türkiye'nin tamamýnýn "Tetis" denilen bir denizin altýnda olduðuna dikkat çekerek, "Toros Daðlarý'ndaki balýk fosili, 15 milyon yýl önce yaþayan ve Miyosen dönemine ait olduðu tahmin edilen 'Bregmaceros sp' adýyla bilinen balýk familyasýna ait Atlantik Okyanusu balýðýdýr. 15 milyon yýl önce bütün Anadolu Tetis Denizi altýnda olduðu için Toros Daðlarý'nda balýk fosili bulunmasý çok normal. Daha sonra Tetis Denizi'nin çekilip karanýn yükselmesiyle Anadolu'nun bugünkü halini aldýðý tahmin ediliyor" demiþtir.

5 Geniþ bilgi için bkz. ATALAY, Ýbrahim (Prof. Dr.); Türkiye Coðrafyasý, Ýzmir 1994

6 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 108 – 109, Ýst. 2003

7 TURAN, Prof. Dr. Osman; Selçuklular Zamanýnda Türkiye, Sh. 20, Ýst. 1984

8 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 29, Ýst. 2003

9 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 55, Ýst. 2003

10 KARAMAN, Fikri; Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri Belgeseli, Sh. 49 - 51, Ýst. 2000

11 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 78, Ýst. 2003

12 KARAMAN, Fikri; Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri Belgeseli, Sh. 226 – 231, Ýst. 2003

13 Ayýn Tarihi Dergisi, Sayý 73, Sh. 40, 43, 46, 66, Yýl 1939

14 Ýçiþleri Bakaný’nýn konuþmasý a.g.e Sayý 74, Sh. 159, Yýl 1940

15 Olayý yaþayan çok sayýda kiþiyi dinledim.

16 Osman SÖKER þiirini depremden bir hafta sonra Hacý Emin SERÝN’e göndermiþ. Þiirin aslý Osmanlýca. Emin Hoca, bu önemli belgeyi 62 yýl  kitaplarýnýn arasýnda saklamýþ. 10.08.2002 günü þiiri Hacý Emin SERÝN’le Latin Alfabesine aktardýk. Osman SÖKER’in hangi köyden olduðunu, hayatta olup olmadýðýný bilmiyoruz. Baþka þiirleri de olabilir. 

17 1930’da Söbüler köyünde dünyaya gelen Keziban YAÞAR, okuma yazma bilmemekte. Dokuz çocuðu ile yirmi beþ civarýnda torunu var. Þiirleri sosyal konularla ilgili.

18 1932’de Kozaðaç köyünde dünyaya gelen Turan YANCI, evli ve altý çocuk babasý. Okuma yazma bilmekte. Yayýmlanmamýþ çok sayýda þiiri bulunmakta.

19 Türkiye’nin hemen her tarafýnda olduðu gibi Doðanþar’da da tabiat hor kullanýlmakta. Piknik alanlarý çöpten geçilmiyor. Kaðýt, plastik kap, içki þiþeleri ile bira tenekeleri ortalýða rast gele atýlmakta. Kanalizasyonlar doðrudan çay veya ýrmaða akýtýlýyor, diðer atýklar da sel götürür mantýðýyla ýrmak kenarýna boþaltýlýyor. Kaymakamlýk, belediye, saðlýk kuruluþlarý ve özellikle dernek ve vakýflar bu konuda halký bilinçlendirmeli, piknik alanlarýna mutlaka çöp bidonlarý  konulmalý, tabiatýn temiz kalmasý saðlanmalýdýr. Devletin ormanlara býraktýðý ceylanlarýn öldürülmemesi gerektiði; dinamit, tüp veya elektrikle balýk tutmanýn bir katliam olduðu, yaz mevsiminde güçlü ýþýklarla tavþanlarýn avlanmamasýnýn gereði halkýmýza mutlaka öðretilmeli, halk bilinçlendirilmeli.