27 – 31 Ekim
2008 TARÝHÝNDE DÜZENLENEN
CUMHURÝYET DÖNEMÝNDE SÝVAS SEMPOZYUMU’NDA
SUNULAN
BÝLDÝRÝ
DOÐANÞAR ÝLÇESÝ’NDE
COÐRAFÎ YAPI ile COÐRAFÎ YAPININ
HALKIN HAYAT TARZINA ETKÝLERÝ
Fikri KARAMAN
I. COÐRAFÝ YAPI
A. ÝLÇENÝN COÐRAFÎ KONUMU
Doðanþar,
Ýç Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoðusunda; Karadeniz ile Ýç Anadolu Bölgesi
arasýnda, 40-41° kuzey paralelleri
ile 37-38° doðu meridyenleri arasýnda yer almakta. Ýl merkezine98 km
mesafede bulunan Doðanþar’ýn yüzölçümü 565 km²dir.
Doðanþar, doðusunda
Koyulhisar, kuzeyinde Almus ve Reþadiye, batýsýnda Hafik, güneyinde ise yine
Hafik ve Zara ilçeleriyle komþudur.
Doðanþar, Osmanlý
dönemindeki Tozanlý Kazasý’nýn
merkezidir.1 Günümüzde 25 köyden oluþan Doðanþar
ilçesi ile Osmanlý döneminin daha geniþ topraklarý kapsayan Tozanlý Kazasý
hemen hemen ayný coðrafî konum ve yeryüzü þekillerine sahiptir.

B. YERYÜZÜ ÞEKÝLLERÝ
Doðanþar genelde daðlýk bir
araziye sahip olup; topraklarýnýn yarýdan fazlasýný 1500-2000 m arasýnda olan saha
teþkil etmektedir. Keþiþ, Çal Daðý, Aþý Çalý (Karlýkçalý), Asmalý Dað, Tekeli
Daðý ve Doðanþar ile Kösedað’ýn uzantýsý olan Kabaçam dað silsilesi arasýnda
derin vadiler mevcuttur. Yine Yeþilýrmak’ý besleyen küçük dereler bazý vadileri
teþkil etmekte.
Yöredeki kaya oluþumu
incelendiðinde çeþitlilik arz ettiði ve farklý aþamalardan geçerek oluþtuðu
görülmekte. Bunlar:
a. Ýlçe merkezi, Çatpýnar köyü ve çevresi incelendiðinde
topraðýn önemli bir kýsmýnýn kis yani tortul (çökelti) olduðu görülmekte. Kis
adýný verdiðimiz yarý kaya tipi arazi verimsizdir. Üzerinde pek az bitki
vardýr. Bu tür yerler dýþ etkenlerle çözülmekte ve zamanla topraða dönüþmekte.
Birkaç yýl üst üste hayvan gübresiyle gübrelenip sürüldükten sonra verim
alýnabilmekte.
b. Ýlçe merkezine iki km
mesafedeki Sarýkaya bölgesinde organik tortullar görülmekte. Yöredeki kayalýk
alan midye, salyangoz ve diðer deniz canlýlarýnýn kalýntýlarýyla oluþmuþ.
c. Sarýkaya, Kozaðaç
yakýnlarýndaki Seki mevkii, Dipsizgölün etrafýndaki kaya kütlesi, Þelale
bölgesi ve Maraçukuru traverten þeklinde oluþmuþ. Bu özelliði Tekeliiçi dersiyle
Aksu’da da görmek mümkün. Traverten
çok yönlü, çeþitli sebep ve ortamlara baðlý, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme
ile oluþan bir kayadýr. Travertenlerden yalnýzca Sarýkaya traverteninin rengi
sarý diðerleri beyaz veya gridir.
d. Daðlarýn önemli bir kýsmý
III. Jeolojik zamandaki orojenik hareketlerle kývrýlma ve kýrýlma
hareketleriyle oluþmuþ.
e. Küçük kaya parçalarýnýn
birbirine yapýþmasýyla oluþan taþlar bulunmakta.
f. Ayrýca yörede volkanik
hareketler de meydana gelmiþ.

Aþý Çalý (Karlýk
Tepe)
C. TETÝS DENÝZÝNÝN DOÐANÞAR’DAKÝ KALINTILARI
Günümüzden 165 milyon yýl
önce, dünyadaki tek kýta olan Pangea’nýn ayrýlmaya baþlamasýyla birlikte Tethys
(Tetis) Denizi ilk iç deniz olarak ortaya çýktý. Oldukça büyük bir alaný
kaplayan Tethys Denizi, ekvator çizgisine yakýn olduðundan, tropik özellikte
bir denizdi. Tetis denizi Atlas
Okyanusu’ndan Hint denizine kadar uzanýyordu. Jeolojik
devirler içinde (milyonlarca yýl) yer hareketleri sonucunda yavaþ yavaþ kuzeye
itilen Tethys Denizi’nin içinden, kara parçalarýnýn yükselmesiyle 65 milyon yýl
önce Akdeniz ortaya çýktý. Bundan dolayý, Tethys Denizi’ne Akdeniz’in anasý da
deniliyor.2
Tetis denizinin
kalýntýlarýna Doðanþar’ýn birçok yerinde rastlamak mümkün. Doðanþar milyonlarca yýl önce sularýn altýnda yani
Tetis denizinin tabanýndaydý. Ev, arazi,
bað ve bahçelerimizin bulunduðu yerlerde midye, salyangoz, balýk ve diðer deniz
canlýlarý geziniyordu.
Doðanþar yöresinin denizle kaplý
olduðunu, yörede fosillerin bulunduðunu 1979’da Fen Bilgisi öðretmenimiz Ramazan GÜRLÜK Bey’den dinlediðimde
doðrusu bu durumu þüpheyle kabullenmiþtim.3
Ýlçenin güneyinde Sarýkaya bölgesindeki bir alanda milyonlarca midye ve salyangoz
fosili bulunmakta. Bunlarýn dýþýnda bir o kadar ne olduðunu tespit edemediðim
fosil var. Ayrýca bir adet balýk olduðunu zannettiðim fosile rastladým.
Aslýnda biz bunlarýn benzerleriyle
çocukluðumuzda defalarca karþýlaþmýþtýk. Meydanardý semtindeki tarlalarda sýkça
rastladýðýmýz ve göðpara veya gavur parasý olarak adlandýrýlan taþlarýn birer
fosil olduðunu þimdi daha iyi anlýyorum.
Sarýkaya’da fosillerin bulunduðu bölgenin rakýmý1300 m civarýnda. Bu yýl
Sivritepe’nin alt kýsýmlarýnda 1400 -1500 m rakýmda da fosillerin varlýðýný tespit ettim.
Doðanþar’da fosilleri hatýrlatan bir de
yer adý bulunmakta. Cücü tepesine çýkarken geçilen mevkiin adý Semektaþ’týr. Bu ismin anlamýný
araþtýrdýðýmda SEMEK kelimesinin
eski Türkçe’de balýk kelimesinin
karþýlýðý olduðunu öðrendim. Yöreye Semektaþ denmesinin sebebi balýk fosilinden
dolayý olmalý. Ancak, yöreyi defalarca gezmeme ve halka sormama raðmen bu taþý
bulamadým.
Doðanþar’daki fosillerin Adana’nýn Feke
ilçesindeki bir örnekten hareketle 15 milyon yýl öncesine ait olduðunu
söyleyebiliriz.4


D. DAÐLAR
1. DAÐLAR ve OLUÞUMLARI
Doðanþar’ýn batýsýnda yer
alan Tekeli Dað (2624 m),
Asmalý Dað (2406 m)
ve Dumanlý Dað’a (2170 m)
karþýlýk, doðusunda Tozanlý Irmaðý (Yeþilýrmak) ile Kelkit Nehri arasýnda
uzanan Kabaçam dað silsilesi bulunmaktadýr. Diðer dað ve tepelikler ise
þunlardýr: Karabacak (2385 m),
Timininçal (2252 m),
Aþý Çalý / Karlýkçalý (2201 m),
Toroluk Tepesi (1992) m), Çaltepe (1983 m), Cýbýl (1940 m), Bakýrlýbeli (1567 m), Cücü Tepesi (1447 m), Tavþantepesi (1455 m) ve Taþlýktepe (1460 m).
Bilindiði üzere III.
Jeolojik Zaman’da Alp - Himalaya kývrým kuþaðýnýn devamý olan Toros daðlarýyla
Kuzey Anadolu daðlarý oluþmuþtur. Bu dönemde volkanik faaliyetler artmýþ,
Türkiye toptan yükselmiþ ve platolar oluþmuþtur.
IV. Jeolojik Zaman’da ise
kara parçasý durumundaki Ege çökmüþ, Ege Denizi oluþmuþ ve ardýndan Ýstanbul
ile Çanakkale boðazlarýný oluþturmuþtur.5
Doðanþar yöresi daðlarý
orojenik hareketler sonucu oluþan daðlarý andýrmakta. Yöre Kuzey Anadolu dað
silsilesi ile Toroslarýn arasýnda kalmakta. Bu iki dað silsilesi arasýnda
sýkýþmýþ ve kendi içinde hem kývrým hem de kýrýk daðlarýný oluþturmuþ. Ayýbýn
Çal, Aþý Çalý ve Tekeli Daðý kendi aralarýnda kuzeyden güneye ve tekrar kuzey
batýya doðru bir sýrayý oluþturmaktalar. Bu silsilenin batýsýnda Tozanlý Vadisi
ile devamýnda Asma Daðý bulunmakta. Bu yapýya paralel sayýlabilecek bir diðer
dað sýrasý ise Çal Daðý, Timininçal, Karabacak ve Keþiþ þeklinde devam etmekte.
Daðlarýn zirvelerinde volkan
konilerini andýran çukurlarýn bulunmasý, diðer taraftan daðlarýn eteklerindeki
kaya sisteminin lav akýntýsýna benzemesi, ayný dönemde volkanik faaliyetlerin
varlýðýný akla getirmekte. Tekeli, Karlýkçalý (Aþýçalý), Çal daðý, Kabak Çalý
ve Keþiþ’in þekli birer volkaný andýrmaktadýr.
2.
DAÐLARIN DÝKKAT ÇEKEN BAZI ÖZELLÝKLERÝ
a.
KARASAK ÇUKURU
Aþý Çalý’nýn (2201 m) Doðanþar’a bakan
yamacýnda eþsiz ve ürkütücü bir manzara;
KARASAK DELÝÐÝ bulunmakta. Ülkemizde
benzerinin olduðunu zannetmiyorum. Sivas ve Türkiye genelinde bilinmeyen
Karasak Çukuru’nun Sivas’ýn sembol bölgelerinden olacaðý þüphesiz.
Karasak’ýn dýþ aðýz kýsmýnýn çapý18 metre. Ýkinci kademede
çukurun aðzý daralmakta ve aðýz kýsmý yaklaþýk 9 metreye düþmekte. Çukurun derinliði
ise bilinmiyor. Yüzlerce metre olabilir ve hatta daðýn içinde büyük maðaralar
bulunabilir.
Karasak çukuruna Doðanþar ilçe
merkezinden on beþ dakikalýk bir araba yolculuðu ve ardýndan 45 dakikalýk
yürüyüþle ulaþýlabilmekte. Yürüyüþ güzergahýnda bir çeþme var. Yörede sadece
burada bulunan ve deliðin aðýz kýsýmlarýna yuva yapmýþ Karasak kuþlarý
bulunuyor. Kuþlar yuvalarýna girebilmek için yukarýdan aþaðý doksan derece
dalýþ yapmakta ve ardýndan yuvalarýna yönelmekteler.
Karasak kelimesi bir Türk boyunun
adýdýr. Ancak, bu çukura niçin Karasak isminin verildiðini bilmiyoruz. Karý
saklayan anlamýnda olabilir. Zira, daðýn diðer adý Karlýkçalý ve daðýn
zirvesinde Karlýk adýyla ikinci bir çukur bulunmakta.

Karasak Çukuru
b.
KARLIK
Aþý Çalý’nýn zirvesinde Karlýk adýyla baþka bir manzara
bulunmakta. Bu çukur sebebiyle daðýn adý bazen Karlýk olarak anýlmakta.
Karlýk’ýn derinliði 18, çapý10 metre kadar. Çukura
inildikçe çapý bir iki metreye kadar düþmekte. Yaz boyunca çukurun dibinde buz
kitlesi bulunuyor. Karlýk, yöre halkýnýn en çok merak edip gezdiði noklardandýr. 
c.
MAÐARALAR
Aþý Çalý’nýn Yavþancýk ve Aslantaþ taraflarýnda
on beþ, yirmi metreden yüzlerce metreye kadar ulaþan birçok maðara bulunmakta. Bazýlarýnýn giriþi son derece zor.
Buralar genellikle meraklý insanlarla definecilerin uðrak yeri durumunda.
Çal Daðý’nýn zirvesine yakýn bir noktada
ise Kardeliði olarak adlandýrýlan bir maðara var. Bu maðaranýn önü çalýlýklarla
kaplanmýþ.
d.
VOLKAN KONÝLERÝ
Aþý Çalý (Karlýkçalý), Çal Daðý ve Keþiþ
Daðý’nýn zirvelerinde volkan konisini andýran büyük çukurlar dikkat çekiyor.
Buralar rüzgarýn etkisiyle zamanla toprakla dolmuþ ve çimenlik alan haline
gelmiþ. Çal Daðý’ndaki iki farklý çukurun geçmiþte tarla olarak kullanýldýðý
bilinmekte.
Aþý Çalý’nýn yamacýndaki Karasak Çukuru
da volkanik olabilir.
e. MADENLER
Doðanþar daðlarýnýn tamamý
maden bakýmýndan zengin. Yöredeki madenlerle bulunduklarý mevkii þöyle:
|
MADEN
|
MEVKÝÝ
|
|
Krom
|
Kýzýldað, Kabaçam, Tekeli, Göl Yaylasý
gibi yörenin hemen tamamýnda
|
|
Manganez
|
Körselik Yaylasý
|
|
Bakýr
|
Bakýrlý ve Ortaköy
|
|
Altýn
|
Fincan deresi
|
|
Kömür
|
Alazlý, Ýçdere ve Çalýcý köylerinde
|
|
Traverten
|
Sarýkaya, Seki, Dipsizgöl ve Maraçukuru
|
5. AKARSULAR
Yörenin en önemli akarsuyu
Yeþilýrmak’ýn ana kolu olan Tozanlý Irmaðý’dýr. Tozanlý Irmaðý Köse Daðý’nýn
batý tarafýndan doðar. Þerefiye’yi geçtikten sonra derin bir vadide akarak
Doðanþar önlerinden geçip Kelkit’le birleþerek asýl Yeþilýrmak’ý oluþtururlar.
Tozanlý Irmaðý’na Hafik taraflarýnda Abaþ Irmaðý adý verilmektedir.
Tozanlý Irmaðý Doðanþar
topraklarýndan geçerken Dipsizgöl, Göl ve Tekeliiçi çaylarýnýn, daha sonra ise
Tozanlý Çayý’nýn sularýný alýr. Tozanlý çayýnýn sularý Tekeli daðýnýn batý
yamacýyla Asma daðýnýn doðu yamaçlarýndan kaynaklanmakta.
Yaklaþýk otuz yýl önce
baharla birlikte her yaðmur sonrasýnda büyük seller oluþurdu; son dönemde keven
bitkisinin kesiminin yasaklanmasý ve ormanlarýn geliþmesiyle sel tehlikesi
atlatýldý.
Doðanþar için su cenneti
dersek sanýrým abartmayýz. Zira yörede sayýsýz göze bulunmakta.
KARAKAYA
KANYONU
Nehirlerce oluþturulan derin vadilere kanyon denilmekte. Kanyonlarýn iki
yamacýndaki arazi yapýsý erozyon ve aþýnmaya dayanýklý sert kayalardan oluþur.
Karakaya Kanyonu Tekeliiçi çayý
üzerinde, Doðanþar ilçe merkezine yaklaþýk üç km mesafede bulunmakta.
Tekeli-içi çayýnýn önceleri 1447 rakýmlý Cücü Tepesi’nden aktýðý anlaþýlmakta.
Cücü tepesinin birçok yerinde çay taþlarý var. Ayrýca tepeye çýkarken yolun
içinde kýrýntýlý tortul kayaç bulunmakta. Küçük taþ parçacýklarý birbirine
yapýþarak kocaman bir kayayý oluþturmuþlar.
Yörenin sularý Cücü Tepesi’nden aþaðý
akarken Doðanþar ilçe merkezinin bulunduðu yer göl konumundaymýþ. Sular bir
müddet sonra Cücü Tepesi ile Tavþantepesi arasýný yol edinerek Ütük köyüne
doðru akmýþ. Bu iki tepe baþlangýçta birleþik ve ayný rakýmdayken sularýn
etkisiyle iki farklý tepe ve aralarýnda þimdiki çukur yani Dede ile Semektaþ
mevkileri oluþmuþ.
Yörenin sularý zamanla Karakaya
Kanyonunu oluþturmuþ. 1447 rakýmlý Cücü Tepesi’nden aþaðý akan sular günümüzde
1300 metreden akmakta. Kanyonun giriþi birkaç metre. Ýleriye doðru gidildikçe yer
yer geniþlemekte, tekrar daralmakta. Bir kaç km aþaðýda bir þelale var. Þelale Yeþilýrmak’ýn balýklarýnýn Doðanþar’a
çýkýþýna engel teþkil etmekte. Þelaleden bir müddet sonra Göl Çiftliði ve
Çatpýnar’dan gelen suyla Doðanþar’ýn sularý birleþmekte daha sonra ise Yeþilýrmak’ýn
ana kolu olan Tozanlý Irmaðý’yla birleþilmekte.
1970 ve 80’li yýllarda kanalizasyonlar nehre akmadýðý için Tekeli içi
deresi temizdi. Bu sebeple Karakaya Boðazý’nýn giriþ kýsmý Doðanþarlý
çocuklarýn yüzme ve piknik alanýydý. Yüzmeye gelen her çocuk kanyonun keþfini
mutlaka yapardý. 1990 sonrasýnda bu gelenek unutuldu, günümüzde hiçbir çocuðun
bu bölgeyi gezip gördüðünü zannetmiyorum. Tek baþýna kimsenin gitmesini de
tavsiye etmem.
6. GÖLLER
Doðanþar’ýn muhtelif
yerlerinde küçük çapta göller bulunmakta. Bunlarýn en dikkat çekenleri Göl
Çiftliði, Sülükgölü ile Dipsizgöl’dür.
Göl Çiftliði’ndeki
gölcüklerin çoðunluðu son dönemde kurudu, eski görünümlerini kaybettiler.
Göllerin kurumasýnda tarýmla uðraþan yöre halkýnýn büyük paylarý var. Gölün
yaný baþýndaki tarla veya çayýrý büyütmek için açýlan kanallarla göllerin suyu
boþaltýldý; göller eski canlýlýk ve güzelliklerini kaybetti.
Ortaköy ve Aslantaþ
yakýnlarýndaki Sülükgölü de küçük
bir göldür. Gölün özelliði, içinde yer alan sülüklerin bazý hastalýklarýn tedavisinde
kullanýlmasýydý. Son yýllarda gölün bu özelliðini kaybetmeye baþladýðý anlatýlmakta.
DÝPSÝZGÖL
VE DÝPSÝZGÖL ÞELALESÝ
Dipsizgöl, Doðanþar Sivas karayolu
üzerinde Doðanþar’a 16, Sivas’a82
km mesafededir. Göl, anayoldan ayrýlarak Kýzýldað Krom
Madeni ile Göðseki ve Tikenni yaylalarýna giden yolun 25 -30 metre saðýndadýr.
Gölün derinliði bilinmemekte. Amatörce ölçüm yapanlar derinliðinin14 metre olduðunu
söylemekteler.
Gölün tabanýndan çýkan suyun içindeki
mineraller milyonlarca yýl boyunca etraftaki kayalarý oluþturmuþ. Bir müddet
sonra suyun çýktýðý alan çökmüþ ve göl oluþmuþ.
Oluþturduðu kayanýn üzerinden akan su
zamanla kaya kütlesinin on metre kadar altýndan yol bularak buradan akmaya
baþlamýþ, yaklaþýk iki yüz metre aþaðýda ise tekrar yüzeye çýkarak Dipsizgöl
Þelalesi’ni oluþturmuþ. Suyun kaya kütlesinin altýndan akmaya baþlamasýyla göl
yedi sekiz kat küçülmüþ ve geçmiþte göl alaný olan kýsým çayýra dönüþmüþ. Çayýr
günümüzde þahýs malý durumunda. Suyun aktýðý kýsmý týkamak suretiyle gölü eski
haline döndürmek yani yedi sekiz kat büyütmek mümkün.
Gölün etrafýnda göl tabanýndan çýkan
suyun haricinde çok sayýda göze ile dört ayrý çeþme bulunmakta.
Dipsizgöl Þelalesi Doðanþar Sivas
karayolunun alt kýsmýnda bulunmakta. Þelalenin üst kýsmýndan nehre kadar olan
kýsým yer yer 50 metreye kadar çýkmakta. Þelaleye sað taraftaki patikadan,
yukarýdan dereyi takip ederek veya karþý taraftaki tarlalarla ormanýn içinden
inilmekte. Þelalenin alt kýsýmlarýnda traverten oluþumunu gözlemlemek mümkün.
Þelalenin sað tarafýnda küçük maðaralar var. Maðaralardaki sarkýtlarla taþlarýn
gözenekleri ise dikkat çekici.
Traverten oluþumu yörenin diðer bazý
sularýnda da mevcut. Maraçukuru bölgesindeki kayalýklarýn tamamý bu þekilde
oluþmuþ ve bu oluþum hala devam etmekte.
7. YAYLALAR
Arazinin daðlýk ve engebeli olmasý yayla
sayýsýnýn artmasýna, mera alanlarýnýn geniþlemesine sebep olmuþ; bu durum ise
yayla tarzýnda hayvancýlýðýn geliþmesini saðlamýþtýr.
Doðanþar’da dölliklerle birlikte otuzun
üzerinde yayla bulunmakta. Yaylacýlýk, Doðanþarlýnýn hayat tarzýnda vazgeçilmezlerdendir.
Doðanþar, Sivas’ýn en fazla
yaylaya sahip ilçesidir. Doðanþar yaylalarý hakkýnda 1925 – 1926 tarihli T.C
Devlet Sâlnâmesi’nde “Ýsviçre menazýr
tabiiyesini gölgede býrakan bedai tabiiyeyi ihtiva ettiði gibi sanatoryumlar
tesisine çok müsait hayatbahþ yaylalardýr” denilmekte.
Ýlçe topraklarýnýn yaklaþýk
2 / 3’ünü yaylalar teþkil etmekte. Her köyün birer yaylasýna karþýlýk ilçe
merkezinde yaþayan halkýn dört yaylasý bulunmakta. Yaylalarýn haricinde yazýn
erkenden yaylalarýn önemli bir kýsmý karla kaplýyken yayla vazifesi gören
döllik ve çiftlikler bulunmakta. Dölliklere örnek olarak Göðsekü, Baðlama,
Karanlýkdere ve Körselik’i gösterebiliriz. Göðsekü sonradan Dikenli Yaylasý’na,
Karanlýkdere ile Körselikliler ise Yeniyayla’ya göç etmekteler. Çiftliklere
örnek olarak; Dipsizgöl, Sarýgöz, Karabaþoðlu, Aðdaþ, Böcüklü, Göl, Segerek,
Armutlu, Asaçukuru ve Tekeliiçi’ni sayabiliriz. Çiftlikler þahýs malý olup
buralarda hane sayýsý bir kaçtan otuza kýrka kadar çýkmaktaydý.
|
YAYLANIN
ADI
|
SAHÝBÝ
|
|
Dikenli
Yaylasý
Belbaþý
Yaylasý
Yeniyayla
(Mezgittü)
Gölyaylasý
|
Doðanþar
ilçe merkezi halký. Gölyaylasý Göçüköyle birlikte kullanýlmakta.
|
|
Göðseki,
Baðlama, Karanlýkdere, Körselik (Buralar dölliktir.
Baharla birlikte bazý yaylalýlar buralara gelir, bir müddet kaldýktan sonra
asýl yaylaya geçerler.)
|
Doðanþar
ilçe merkezi halký.
|
|
Alan
Yaylasý
|
Alan
ve Okçulu köyleri birlikte kullanmakta.
|
|
Dikenli
Yaylasý
|
Alazlý
ve Söbüler köyleri ortaklaþa kullanýyor.
|
|
Köpeç
Yaylasý
|
Aslantaþ
ve Ortaköy köyleri ortaklaþa kullanmakta.
|
|
Avcýçayý
Yaylasý
|
Avcýçayý
köyü
|
|
Tekeli
ve Güneyyurt Yaylalarý
|
Baþekin
köyü
|
|
Beþaðaç
Yaylasý
|
Beþaðaç
köyü
|
|
Boyalý
Yaylasý
|
Boyalý
ve Yeþilçukur köyleri ortaklaþa kullanmakta.
|
|
Aþýlýk
Yaylasý
|
Çalýcý
köyü
|
|
Kabalcý
Yaylasý
|
Kozaðaç
ve Darýkol köyleri ortaklaþa kullanmakta.
|
|
Çimenli
Yaylasý
|
Ekinciler
köyü
|
|
Eskiköy
Yaylasý
|
Eskiköy
|
|
Gölyaylasý
|
Göçüköy
ile Doðanþar ilçe merkezi halký birlikte kullanmakta
|
|
Namlýçam
Yaylasý
|
Ýçdere
köyü
|
|
Kürt
Yeri ve Karabel Yaylasý
|
Kabaçam
köyü
|
|
Karkýn
Yaylasý
|
Karkýn
köyü
|
|
Çeðil
Yaylasý
|
Kýpçak
köyü
|
|
Terüce
Yaylasý
|
Sarýsuat
köyü
|
|
Çukurçam
Yaylasý
|
Yavþancýk
köyü
|
|
Abaþ
Yaylasý ile Daþyayla
|
Çatpýnar
köyü
|
Günümüzde Doðanþar’a
baðlý köylerden sadece Kozlu ve Ütük köylerinin yaylasý bulunmuyor.
Bazý köyler büyük kentlere doðru yaþanan göç sebebiyle yaylacýlýktan vazgeçmeye
baþladý.
Gölyaylasý Obasý
8. ORMANLAR
Doðanþar’ýn iklimi
Sivas’a göre farklýlýk gösterir. Ýç Anadolu Bölgesiyle Karadeniz Bölgesi arasýnda
geçiþ noktasýndadýr. Bu durum Doðanþar’ýn bitki çeþitliliðinin zenginleþmesine
sebep olmuþtur. Doðanþar yöresinde üç binin üzerinde bitki çeþidinin bulunduðu
ifade edilmekte.
Doðanþar orman
bakýmýndan 1940’lý yýllar ve öncesi kadar olmasa da hala zengin. Dipsizgöl ve
çevresi, Kozaðaçguzu, Göl Çiftliði, Göl Yaylasý, Karanlýkdere, Körselik, Çalýcý
Yaylasý, Kabaçam, Dikenli, Belbaþý, Sarýgöz, Çatpýnar, Avcýçayý, Boyalý ve
Beþaðaç yaylalarý, Çal Daðý ve çevresi, Alazlý köyü yakýnlarý; çam, gürgen ve
meþe ormanlarýyla kaplý, ardýç bakýmýndan zengin mevkiiler de var.
Dipsizgöl
Ormanlarýndan Görünüm
II. COÐRAFÎ YAPININ HALKIN HAYAT TARZINA ETKÝLERÝ
Ýnsanlar herhangi bir
bölgeye yerleþirken bazý kýstaslarý göz önüne almakta. Bunlar; su kenarý
olmasý, tarým ve hayvancýlýða elveriþlilik, ormanlýk alan ile ticaret ana
yollarýna yakýnlýktýr.
Bu kýstaslara göre
Doðanþar ele alýndýðýnda ilçenin su sýkýntýsýnýn olmadýðýný, yayla tarzýnda
hayvancýlýða elveriþli ve ormanlarla kaplý olduðunu söyleyebiliriz. Ýlçenin tarým
alanlarý ihtiyacý karþýlayacak düzeyde deðil, ticaret ana yollarýna ise uzak
bir noktada. Doðanþar, Osmanlý döneminde tüccarlar tarafýndan kestirme yol
olarak kullanýlmýþ ve yörede derbent teþkilatýnýn varlýðý bilinmekte; ancak,
aþýrý iþlek bir yol deðil.6
Yörenin tabii
güzelliði, suyu, ormanlarý, yaylalarý ve tarým alanlarýndan insanýmýz ne kadar
faydalanabilmekte, bu unsurlarýn insanýmýzýn hayat tarzýna etkileri nelerdir?
A. GÖÇ
OLGUSU
Göç olgusu Orta Asya’dan itibaren genlerimize
iþlemiþ. Göç, Doðanþarlýnýn kaderi adeta. Yörede görülen göçler siyasî,
ekonomik ve sosyal sebeplerden kaynaklanmakta.
Doðanþar ve çevresi 1080’lerden itibaren fethedildi.
Yeþilýrmak vadisi Bizans Ýmparatoru tarafýndan boþaltýldý ve yöredeki köyler
kýsa sürede Türkleþti. Halkýn bir kýsmý ilk fetihler esnasýnda yöreye yerleþti.7
1071’den itibaren gerçekleþen ilk fetihler esnasýnda
Türkmenlerin önemli bir kýsmý ise Batý Anadolu, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz
kýyýlarýna ulaþmayý baþarmýþtý. Bunlar 1075’te kurulan Türkiye Selçuklu
Devleti’yle 1243 sonrasýnda kurulan Anadolu Türkmen beyliklerinin bünyesinde
yer aldýlar. Ancak, Osmanlý Anadolu Türk birliðini saðlamaya çalýþýrken ortadan kaldýrdýðý beyliklerin halkýný
daðýttý, Anadolu’nun farklý bölgelerine mecburi iskana tabi tuttu.
Doðanþar yöresi yer adlarýyla tapu tahrir belgeleri
incelendiðinde Doðanþar yöresine Antalya, Konya, Manisa, Ýzmir ve Aydýn bölgesinden
Türkmenlerin yerleþtirildiði anlaþýlmakta. 1825’li yýllarda ise Samsun ve Ordu
bölgesinden insanlarýn Doðanþar’a göç ettiklerini görmekteyiz.
Doðanþar yöresine yerleþen Türkler 1460’a kadar
köylerin tamamýný Türkleþtirdiler. Ancak, yörenin merkezi konumundaki Ýpsile
kalesini ele geçiremediler. 1460 – 61’de Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u
fethetmesi üzerine Ýpsile Kalesi Tozan Beyin sekiz askerine teslim oldu.8
1.
DOÐANÞAR MERKEZE GÖÇ
Ýpsile’nin teslimiyle birlikte köylerde yaþayan Türk
halký 1461’den itibaren Ýpsile merkeze yerleþmeye baþladý. Ýpsile merkezin nüfusu
1455’te 297 iken, 1485’te 941, 1520’de 1.246, 1554’te 1.941, 1574’te ise 2.904
kiþiye ulaþtý.
Ýpsile merkezin çevreye göre daha güvenli olmasý
sebebiyle (kale vardý), 1500’lerden itibaren çok sayýda hem Türk Müslüman hem
de gayr-i Müslimin Ýpsile’ye gelip yerleþtikleri anlaþýlmakta. 1554’te Tozanlý
genelinde 557 Müslüman haneye karþýlýk 149 gayr-i Müslim hane vardý. 1574’te
Müslüman hane sayýsý 920, gayr-i Müslim hane sayýsý ise 344’e yükseldi. Tapu
Tahrir Defterlerinde nüfus artýþýnýn daha ziyade Ýpsile merkezde olduðu görülmekte.
Yine tapu tahrir defterlerinden anlaþýldýðýna göre 1574’te Ýpsile merkezde
Müslüman ve Gayr-i Müslim nüfus sayýsý yarý yarýya idi. Ýpsile merkeze aþýrý
yýðýlmanýn sebebi biraz önce de ifade ettiðimiz üzere güvenliktir.
2.
DOÐANÞAR MERKEZDEN BÜYÜK GÖÇ
Ýpsile merkezin 1574 ve 1600’ün þartlarýnda 2.904
kiþiyi besleyebilmesi mümkün deðildir. Her þeyden önce Ýpsile’de bu kadar nüfusun
beslenebileceði tarým arazisi bulunmamakta. 1600 - 1611 yýllarý arasýnda göç
tersine döndü. Ýpsile’den dýþarýya göç baþladý. Tokat kýrsalýnýn genelinde olduðu
gibi Tozanlý’da da nüfusta azalma oldu. Tokat kýrsalýnda gayr-i Müslim nüfus
azalýrken Tokat merkezde ise sayýlarý artmaktaydý. 1611 sonrasý kayýtlarýnda
Ýpsile merkez ve köylerinde gayr-i Müslim nüfusun bulunmamasý gayr-i
Müslimlerin Ýpsile’den ayrýldýklarýný göstermekte.
1600 – 1611 yýllarý arasýnda Tozanlý’nýn nüfus kaybý
% 46.82 kadardý. Bu rakam gayr-i Müslimlerin miktarýndan % 13 daha fazladýr. Bu
durum Müslüman nüfusta da azalma olduðunu göstermekte.9
3.
DOÐANÞAR MERKEZ’DEN KÖY VE ÇÝFTLÝKLERE YÖNELEN GÖÇ
1455’te Tozanlý nahiyesi 36 köy, 1 mezra ve 1
cemaatten oluþurken, 1485’te 36 köy 11 mezra, 1520’de 36 köy 29 mezra, 1554’te
36 köy 29 mezra ve 1574’te 42 köy 22 mezradan oluþmaktaydý. Tozanlý’ya baðlý
köy sayýsý 1831’de 54, 1915’te 58, 1928’de 59 olarak görülmekte. Köy ve mezra
sayýsýnýn sürekli arttýðý dikkatlerden kaçmamakta.
1455’ten 2008’e kadar ayný coðrafyada 113 yerleþim
merkezinin ismi geçiyor. Bunlardan 36 yerleþim merkezi zamanla tarihten silinmiþ,
artýk köy ve mezra hüviyetini taþýmamakta. Yöre tarihi incelendiðinde sýk sýk
yeni yerleþim merkezlerinin kurulduðu veya mevcut köy ve mezralarýn terk
edildiði görülüyor.
Hayvancýlýkla uðraþan Doðanþar halký etraftaki
çiftlik ve yaylalarýn zamanla mezralaþmasý veya köyleþmesini saðlamýþlar. Bunun
en önemli sebebi merkezdeki arazinin ailenin bütün bireylerine yetmemesidir.
Merkezdeki araziyi daha fazla bölemeyecekleri için genelde kardeþlerden birisi
çiftliði tercih etmiþ ve zamanla çiftlikler mezra, ardýndan da köye dönüþmüþ.
Ekonomik
sebepten kaynaklanan bu tür göç hareketi son iki yüz yýllýk dönemde artarak
devam etti. Etraftaki mevcut köylere de çokça yerleþme oldu. Ýpsile merkezden
çevre köy, ilçe ve illere göç eden sülalelerden tespit edebildiklerim þunlar:
Alan köyü - Ýnceimamgil, Kanýgil.
Alazlý köyü - Kuburgil.
Apa köyü
(Sivas merkez) - Ýmamgil.
Arslantaþ köyü - Keleþgil.
Baþekin köyü - Keleþgil, Bekirgil.
Beþaðaç köyü - Cincigil.
Besinli (Buhiya) köyü - Kurdikgil, Keleþgil, Hýrikgil ve Morigil.
Çallý köyü - Karaman soy isminde aileler.
Çayboyu köyü (Pirkinik - Sivas’ýn Çayboyu Mahallesi) - Tüysüzgil, Kediömergil,
Kelhacýgil, Köpeçgil, Güþegil, Duzlasigil, Kahagil (Kahya), Culukgil, Kadýgil,
Gülgil (Köslüoðlugil), Sürüngil, Karaasiyagil.
Çatpýnar köyü - Kurdikgil, Culagil, Alibeggil.
Darýkol köyü - Çýðrýkçýgil.
Durulmuþ (Gevre) köyü) - Çýldýrgil, Gedekgil.
Dutdibi köyü - Marazgil, Çanakbaþgil, Ýmamgil, Musabeggil, Hatipgil, Dadagil, Karaçgil,
Serveligil. Dutdibi köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþtur.
Ekinciler köyü - Avcýgil, Fahratgil, Göçgil.
Eyüp köyü - Paþagil, Turunçgil.
Ficek köyü - Ýnceimamgil, Turunçgil, Hallagil (Halil Aða). Reþadiyenin bu köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþtur.
Göçüköy köyü - Mollagil, Elibüyükgil.
Haymana (Ankara) - Kelhacýgil (Sülalenin tamamý Özcan soyadýnda).
Ýçdere köyü - Hafýzgil, Gödengil, Musabeggil, Karakösegil.
Kabaçam köyü - Babaçgil, Serdargil, Kavutçugil, Karaosmangil ve Çuhadargil.
Kamýþ köyü - Dadagil ve diðer aileler. Bu köy Doðanþarlýlarca kurulmuþ.
Karacakaya mezrasý - Yürükgil.
Karkýn köyü - Cincigil, Mandallugil.
Kýpçak köyü - Mehtergil.
Koyulhisar ilçesi - Paþagil (Ýpsileli soyadýný taþýmaktalar).
Koyuncu köyü (Sivas merkeze baðlý) - Hafýzgil.
Kozaðaç köyü - Hýragil.
Kozlu köyü - Dönegil, Kurdikgil, Çýðrýkçýgil, Ýnceimamgil.
Okçulu köyü - Hevükgil, Ýnceimamgil.
Pusat köyü - Kýncýrgil, Sepetgil, Çýldýrgil, Fahratgil, Karaömergil, Mehtergil.
Günümüz Pusat köyü Doðanþarlýlarca kurulmuþ.
Sameyil köyü (Ýsmailiye) - Mandallugil, Tüfekçigil, Balýmgil. Bu köy de Doðanþarlýlarca kurulmuþ.
Sarýsuat (Gevele) köyü - Boztosungil.
Söbüler köyü - Kuburgil, Keleþgil, Çýðrýkçýgil, Hýragil ve Gödengil.
Ütük köyü - Kuþakçýgil, Depegil (Kurdikgil).
Yavþancýk köyü - Güþegil, Turunçgil.
Yeniköy - Çalukgil,
Veyisgil, Herekgil ve Tavilgil. Köyün tamamýna yakýný Doðanþar kökenlidir.
Yoðunpelit köyü Turunçgil.
Zora köyü - Mahmutgil (Aþaroðullarý adýyla).
Ayrýca, Alanyurt, Güherdaþ, Þerefiye, Kýzýk ve Þahinköy’e de yerleþmeler
olmuþ.
Ýþin güzel tarafý bu sülalelerin
büyük çoðunluðu günümüzde de akrabalýk baðlarýný devam ettirmekte.10
4.
ÝSTANBUL’A YÖNELEN GÖÇ HAREKETLERÝ
a.
1800’lerden Ýtibaren Ýstanbul’a Göç
1800’lerden itibaren Ýstanbul’a yönelen göç ile
günümüzdeki göçün temelinde Doðanþar yöresinin daðlýk oluþu; ekonomik bakýmdan
yetersizliði yatmaktadýr.
Belgeler incelendiðinde geçmiþte yörede buðday,
arpa, ceviz, fig, kendir, keten, mercimek, nohut, sarýmsak, soðan ile meyve üretiminin
yapýldýðý, küçük ve büyükbaþ hayvan beslendiði görülmekte. Küçük çapta
demircilikle uðraþýldýðý, yörenin ihtiyacýný karþýlayacak kadar su deðirmeninin
olduðu, küçük çapta bir boyahanenin varlýðý görülmekte.
Yöre
halkýnýn servet daðýlýmý incelendiðinde durumun iç açýcý olmadýðý anlaþýlýyor.
1845 tarihinde Niksar’da hane baþýna düþen ortalama gelir 3.100 kuruþ civarýnda
iken Doðanþar’da 315 kuruþ kadardý.
Halkýn
büyük çoðunluðu, 0 – 1.000 kuruþ arasýnda gelire sahipti. Tozanlý kazasýnýn
445.163 kuruþluk toplam gelirinin 401.137 kuruþu (% 90.1) bu dilimde
toplanmýþtýr. 1.218 haneden 10 hane, hiçbir gelire sahip olmadýðý için komþu
yardýmýyla geçinmekte, geriye kalan 1.208 hanenin ise 1.183’ü (% 97.1) bu gruba dahildi.
Ýkinci
grup, 1.001 – 2.000 kuruþ gelire sahip olan 19 haneden oluþmakta. Bu grupta
bulunanlarýn toplam gelirleri 24.107 (% 5.4) kuruþtu. 1.001 – 2.000 kuruþa
sahip Ýpsile’de 6, Boyalý’da 1, Deðeryer’de 1, Ficek’te 1, Gebeli’de 1,
Heyvek’te 1, Hubyar’da 2, Kolköy’de 1, Ortaköy’de 1, Tavuza’da 1, Ütük’te 1,
Zora’da 2 hane bulunuyordu.
Üçüncü
grupta 2.001 – 3.000 kuruþ arasý gelire sahip 4 hane vardý. Toplam gelirleri
9.941(% 2.23) kuruþ kadardý. Gebeli’de 1, Heze’de 1, Zora’da 2 hane üçüncü
gruba dahildi.
Dördüncü
grup ise 3.001 – 5.500 kuruþ arasý gelire sahip, Ýpsile’deki 2 haneden
oluþmakta. Bu iki hane Ýpsile merkezden Ömeraða Mahallesi arazinin sahipleri
olan Ömer Aða ile kardeþi Mehmet Aða’dýr. Toplam gelirleri 9.978 (% 2.24)
kuruþtu.
Niksar’da
toplam hanelerin % 16.8’i 1.000 kuruþun altýnda gelire sahipti. Halbuki,
yukarýda da ifade ettiðimiz üzere, Tozanlý’da halkýn % 90’ý 1.000 kuruþun
altýnda gelire sahipti. Rakamlar, Tozanlý insanýnýn ekonomik bakýmdan ne kadar
zor durumda olduðunu göstermekte.
Yörenin ekonomik bakýmdan yetersizliði halký yeni
arayýþlara sevk etmiþ ve 1800’lerden itibaren halkýn bir kýsmý çalýþmak amacýyla
Ýstanbul’a yönelmiþ. 1845’te Doðanþar merkezden 65, köylerinden 81 olmak üzere 146 kiþinin Ýstanbul’da
çalýþtýðý görülüyor. Meslekleri incelendiðinde büyük çoðunluðun hamam hademesi,
natýr, hamam iþletmecisi, tellak, hamam kahvecisi þeklinde ifade edilebilir.
Bunlarýn haricinde birkaç kiþi tüccar ve hizmetkar þeklinde geçmekte.11
1800’lerde baþlayan göç hareketi 1911 sonrasýnda
yaþanan savaþlar sebebiyle durmuþtur.
b.
1950 Sonrasýnda Yaþanan Göçler (Mevsimlik Göç)
Trablusgarp, Balkan Savaþlarý, I. Dünya Savaþý ile
Millî Mücadele döneminde ülkenin genelinde olduðu gibi Doðanþar’ýn da nüfusu
yarý yarýya azaldý. Cepheden dönebilenler ise çalýþamayacak durumdaydý.
1930 ve 40’lý yýllarda Doðanþar’dan üç beþ kiþi
Ýstanbul’a göç etti. Doðanþar’la irtibatlarýný kesmeyerek hem Ýstanbul hem de Doðanþar’a
yatýrým yaptýlar.
Cumhuriyet dönemindeki asýl göç hareketi 1950 ve
daha ziyade 1960 sonrasýnda mevsimlik göç þeklinde baþladý. Yaz boyunca
tarlasý, baðý, bahçesi ve yaylasýnda çalýþan insanýmýz; kýþ aylarýnda
Ýstanbul’un yolunu ele aldý. Belli bir meslekleri olmadýðý için bir kýsmý
kapýcýlýðý tercih etti, çoðunluðu ise daha önce gidenlerin hamamlarý veya cila
dükkanlarýný mekan edindiler. Beþ on kiþi bekar hanelerde birlikte barýnýyor,
bazýlarý ise Hevükoðlu’nun hamamlarýnda yatýp kalkýyordu.
Birinci nesil olarak mevsimlik göçe katýlanlarýn %
80’i Ýstanbul’a yerleþmeyi düþünmedi, Ýstanbul’dan arsa, ev, dükkan gibi mülk
satýn almadýlar. Kýþ boyu kazandýklarýný Doðanþar’a aktarýp; ölen öküzü yenilediler,
küçük ve büyük baþ hayvan veya tarla satýn aldýlar. O günün þartlarý gereði
zenginliðin ölçütü toprakla ahýrdaki hayvan sayýsý idi. Kazandýklarýyla yaz
mevsiminde Doðanþar’da rahat yaþamaya çalýþtýlar.
Birinci nesilden yaklaþýk kýrk elli hane Ýstanbul’a
yerleþti ve yatýrým yaptý. Ama uzun süre Doðanþar’dan da vazgeçemedi, gidip
gelmeye, Doðanþar’a da yatýrým yapmaya devam ettiler. Bunlarýn çoðunluðu
ekonomik bakýmdan kendilerini toparlamayý baþardý, çocuklarý geri dönmemek
üzere Ýstanbul’a yerleþtiler.
1960’lý yýllarda yurt dýþýna yaþanan göçlere katýlan
Doðanþarlý sayýsý beþ altý kiþiyle sýnýrlý kaldý. Mevsimlik göç hareketi ise
1987’de sona erdi.
c.
1970 Sonrasý Göçler
1970 sonrasýnda yeni bir göç dalgasý baþladý. Yeni
göçün amacý Ýstanbul’da iþ sahibi olabilmek yani kalýcýlýktý. 1970’lerdeki göç
hareketinin sebepleri:
a. Aþýrý nüfus artýþý sebebiyle tarým alanlarýnýn
bir kez daha yetersiz hale gelmesi. Arazinin mevcut nüfusu besleyememesi aile
içinde huzursuzluk ve ardýndan geçimsizliðe yol açtý.
b. 1970 öncesindeki evlerin plansýzlýðý. Binalar
genel olarak herkesin ortaklaþa kullandýðý ev tabir edilen büyük oda ile
bitiþiðinde iki veya üç küçük odadan oluþuyordu. Aileler geniþ aile tipindeydi.
Hanelerin büyük çoðunluðunda hem büyükler hem de küçükler için doðru düzgün
yatacak yer yoktu. Bu durum da aile içinde huzursuzluða sebep olmaktaydý.
Günümüzde Ýstanbul’da yaþayan Doðanþarlýlarýn ilçeye bina yapmalarýnýn
temelinde iþte bu gerçek yani geçmiþte yaþanan sýkýntý yatmaktadýr.
c. Mevsimlik iþçi olarak Ýstanbul’a gidip gelenlerin
oradaki hayatý ve bu hayatýn iyi taraflarýný görmesi.
d.
1990 Sonrasý Göçler
Ýstanbul’da hayat þartlarýnýn zorlaþmasý sebebiyle
1990 sonrasýnda Ýstanbul’a yönelen göç hareketinde önemli bir azalma, 2007 yýlýný
saymazsak durma oldu. Ýnsanlar artýk eskisi kadar kolay göç etmiyor,
bulunduklarý yeri terk edemiyorlar. Fakat 1990 sonrasýnda yeni göç þekilleri
ortaya çýktý, bireysel göçler baþladý. Bunlar;
d - 1.
Eðitim Yoluyla Göç Hareketi: 1990’lardan itibaren ilçe ve köylerinde eðitimin
önemi anlaþýldý. Herkes çocuðunu okutmanýn yollarýný aramaya, bu uðurda varýný
yoðunu harcamaya ve gençler eðitim için ilçeden ayrýlmaya baþladý. Ancak,
üniversite mezunlarýnýn % 90’ý ilçeye geri dönmemekte; çoðunlukla Ýstanbul ile
Sivas merkeze yerleþmekteler.
d - 2.
Evlilik Yoluyla Göç Hareketi: Birazcýk gözü açýk erkekler zaten Ýstanbul’a
gitmekte. Erkeklerin bir kýsmý da eðitim yoluyla dýþarý çýkmakta. Ýlçede
çoðunlukla kýzlar kalmakta. Onlar ise evlilik yoluyla Ýstanbul ile diðer büyük
þehirlere yerleþmekteler. Son otuz yýlda yapýlan evlilikler incelendiðinde,
erkeðin ekonomik durumu ne olursa olsun kýzlarýn Ýstanbul’da oturanlarý tercih
ettiðini ve evliliklerin büyük çoðunluðunun Ýstanbul’da oturanlarla yapýldýðýný
görüyoruz.
Eðitim ve evlilik yoluyla yaþanan göç hareketinin
duracaðýný zannetmiyorum.
5. YARI GÖÇEBE HAYAT ve
ÖZELLÝKLERÝ
a.
Ýlçe, Köy, Çiftlik, Yayla ve Obalar ArasýndaYaþanan Göçler
Doðanþar’ýn coðrafî yapýsý yöre insanýn yarý göçebe
haline gelmesine sebep olmuþtur. Yöre
insanýnýn ömrü göçle geçiyor dersem hiç de abartmýþ sayýlmam. Hayvancýlýkla
uðraþanlar, Nisan ayý ortalarýnda ilçeye uzaklýklarý yaya olarak 4 - 5 saat
mesafelerdeki çiftliklere giderler. Buralarda yaklaþýk bir ay kalýnýr.
Çiftliklerde yeri olmayanlar dölliklere çýkar. Mayýs ayý ortalarýnda ise bu kez
yaylaya çýkýlýr. Zira artýk yaylada kar kalkmýþ ve otlar yeþermiþtir. Ayný
zamanda çiftliklerde ekin ve otlarýn koruma zamaný gelmiþtir.
Yaylaya
göçten sonra erkeklerin önemli bir kýsmý Doðanþar ve köylere iner. Çayýr,
yoncalýk ve tabii olarak biten otlar biçildikten sonra çiftliklerdeki otlar
biçilmeye gidilir. Yaklaþýk 10 - 15 gün buralarda kalýnýp otlar biçilir ve
tekrar ilçeye taþýnýlýr. Otlar da taþýnýr. Eðer kýþlada durulacaksa otlar
taþýnmayarak burada býrakýlýr. Ýlçede ekin biçme zamaný gelmiþtir. Arpa,
ardýndan tahýllar biçilir, harman kaldýrýlýr. Tam bu zamanda bu kez çiftliklerdeki
ekinler olgunlaþmýþ, zamaný geçmek üzeredir. Tekrar çiftliklere ekin hasadý
için gidilir.
Çiftlikler
ile ilçe ve köyler arasýnda göç hareketi devam ederken kadýnlar yaylayý idare
etmektedir. Köylerde ot biçimine baþlanacaðý zaman “Herk Vakti” olarak
adlandýrýlýr. Herk vaktinde bazý kadýnlar ilçeye ve köylere dönerler. Çünkü
buralarda iþ artacaktýr. Herk vaktinde iki yaþýndan büyük erkek sýðýr ve
koçlarýn getirilmelerine de müsaade edilir.
Doðanþar
ilçe merkezi ile köylerinde hasat iþlemi tamamlanmak üzere iken; Aðustos ayýnýn
son haftasýna doðru halk bu defa hayvanlarýyla köylere yönelir. Göç zamaný
köyler arasýnda birkaç gün veya hafta farklýlýk göstermekte. Doðanþar yaylalarý
ise ayný gün göçmek mecburiyetindedir.
Göç
gününden önce ilçe merkezine gelenlere müsaade edilmez. Kabadayýlýkla gelmeye
kalkýþan olursa kýnanýr, hayvanlarýný otlatmak için ahýrdan çýkarmasýna izin
verilmez.
Göç
gününden bir hafta önce hazýrlýklar baþlar. Göç haberi sevinçle karþýlanýr.
Çünkü yaklaþýk üç aydýr köyünden bucaðýndan uzak olan kadýn ve erkeklerle
çocuklar artýk geri dönecektir. Çörekler, fetiller hazýrlanýr. Birkaç gün önce
gelen Göçlikler (yeni elbise) giyilir. Göç günü, gruplar halinde yola çýkýlýr.
Kimse en sona kalmak istemez. Halbuki yaylaya çýkarken önce çýkma gayreti
vardý. Yayla kurt ve kuþlara býrakýlýr ama insan ve hayvansýz yaylayý onlar da
terk eder, göçe iþtirak ederler. Yol boylarýnda rastlanýlanlara mutlaka çörek
ikram edilir. Geçilen yerlerdeki ekili dikili arazilere zarar verilmez, elde
olmayarak verilen zararlar mutlaka ödenir. Konaklanýlan yerlerde horanlar
tepilir.
Yaylalardan
göçenler Doðanþar’a yakýn mesafelerdeki çadýrlarda “Oba” adýyla
konaklarlar. Her yayla ayrý bir oba kurar. Obalardaki çadýrlarda genelde
kadýnlar vardýr. Üç dört ailenin kadýný bir çadýrý paylaþýr. Obalar onar gün
süreyle üç ayrý mevkide konaklarlar. Saðýlan sütler günlük olarak Doðanþar’a
getirilir. Obalar gece ve gündüz oba sahibince beklenir. Oba sahibi tarlasý
kendiliðinden gübrelendiði için yaylalýya ayrýca bir bedel (ücret) öder. Bu
arada çadýrlarýmýzýn þeklinin Kýzýlderili çadýrlarýna benzediðini ifade
etmeliyim.
Obalarda
bir ay kalýndýktan sonra bu defa “Giizlek” adýyla çiftliklerin
yolu tekrar ele alýnýr. Kar yaðýncaya kadar buralarda kalýnýr. Yaz boyunca
çiftliklerde ot, saman tedarikinde bulunanlar “Kýþlacý” adýyla
kýþý çiftliklerde geçirirler. Kýþ mevsimini kýþlada (çiftlikte) geçirmeyecekler
ise Kasým ayýnda tekrar Doðanþar’a dönerler.
Özellikle
ilkbahar ve sonbaharda yaþanan göçler çok tehlikelidir. Aniden kar yaðmasý her
þeyi altüst edebilir.
b.
Yayla Evleri
Çiftliklerde
arazileri olanlar ve yaylaya çýkanlarýn hemen tamamýnýn evi vardýr. Çiftliklerde
birkaç odadan oluþan ev, ahýr ve samanlýklar dikkati çeker. Yaylada ise
genellikle tek oda þeklindeki evler bulunur. Evler toprak yüzeyinde olup;
duvarlarý taþ ve çamurla örülü, toprak damlýdýrlar. Damýn üzeri su geçirmemesi
için çoraklanmýþtýr. Son yýllarda üzeri sacla kaplý evlerin sayýsý artmaya
baþladý.
Yayla
evlerinin iç kýsýmlarýnda; ocaklýk, çað, yüklük ve altýnda yaðlarýn muhafaza
edildiði yaðlýk, kapkacak ile küleklerin konulduðu bir baþka yer ile odunluk
bulunmaktadýr. Ayný odada (ev) yatýlýr, yað ve peynir imali yapýlýr. Evin ocaða
yakýn bir kýsmýnda ise küçük buzaðýlarýn baðlandýðý kýsým yer alýr. Son
yýllarda buzaðýlýklar evlerin dýþýna yapýlmaya baþlandý. Her evin dýþ kýsmýnýn
ayrýlmaz parçasý ise odun istifleridir. Eskiden yaylalardaki en önemli problem
hamam ve tuvalet idi. Ama artýk her yaylada ortaklaþa kullanýlan hamam ve
tuvaletler dikkati çekmeye baþladý.
c.
Yaylada Günlük Hayattan Kesitler
Önceleri
kaðný ve yüklü hayvanlarýn güçlükle ilerledikleri yayla yollarý son yýllarda onarýlarak
traktör, kamyon, minibüs ve taksi çýkabilecek hale getirildi. Doðanþar halkýnýn
bu konudaki çalýþmasý doðrusu takdire þayandýr. Ancak, yayla yollarýnýn yapýmý
beraberinde bir tehlikeyi getirdi. Bu tehlike, son dönemde güçlenen geliþen
ormanlarýn, yol sayesinde daha kolay kesilmesi yani orman hýrsýzlýklarýnýn
artmasýdýr.
Yaylada
bulunan halkýn yarýsýndan fazlasýný kadýnlar ve çocuklar teþkil eder. Erkekler
yaylaya, göç günleri, yakacak temini, keþik gütme, kayýp hayvaný arama, yol
tamiri vb. iþler için gelirler. Yaylada hayvanlar “Keþikle” (sýrayla)
veya çoban tutularak otlatýlýr. Keþikler; davar, sýðýr ve kuzu sayýsýna göre
düzenlenir. Eskiden askerliðini yapmayan keþik güdemez, çoban olamazdý. Halktan
bir iki sýðýr veya davarý olanlar yaylaya çýkmayarak hayvanlarýný “Pörnek”
adýyla bir akraba veya komþusuna vererek yaylaya gönderir. Pörnek
sahibi keþiklerini gütmek, yaylanýn ortak giderlerine katýlmak zorundadýr.
Sýðýrlar
geceyi evlerin kapýlarýnda geçirirler. Bilmem hiç gördünüz mü? Her hayvan farklý
bir yöne doðru yatmakta. Adeta sýrt sýrta vermektedir. Koyunlar yaylanýn orta
kýsmýndaki “Yeþme” adý verilen yerde, kuzular ise etrafý çevrili
ve üstü kýsmen kapalý olan “Köm”lerde geceyi geçirmekteydiler.
Kuzularýn emiþi (annelerini emmeleri) yeþmede bazan da kýrda yapýlýrdý.
Havalarýn iyi olduðu gecelerde sürü yaylaya getirilmez, gece kýrda otlatýlýrdý.
Yaylada
sütler birkaç aile tarafýndan ortaklaþa deðerlendirilir. O gün saðýlan sütlerin
ölçümü yapýlarak bir aileye verilir. Bu birkaç gün devam eder. Sonra sýra baþka
bir aileye gelir. Böylelikle hem sütler deðerlendirilmekte hem de toplumsal
dayanýþmanýn en güzel örneði verilmektedir. Bu arada ertesi yýl kimlerin
birbiriyle süt alýþveriþinde bulunacaðý da kararlaþtýrýlýr. Süt alýþveriþini
genelde koyun sahipleri kendi aralarýnda, inek sahipleri ise kendi aralarýnda
yapardý. Üzülerek ifade etmeliyim ki artýk yaylalarýmýzda koyun diye bir canlý
kalmadý.
Yaylalar
arasý sýnýr ihlalleri hiç hoþ karþýlanmazdý. Yaylalar arasýnda yaþanan
kavgalarýn temel sebebi buydu. Zaman zaman komþu yaylanýn sýðýr veya davarýna
sýnýrý ihlal etmeyeceklerine dair söz verinceye kadar el konulduðu olurdu.
d.
Eðlenceler
Yaylalarýn
en güzel taraflarýndan birisi de yaylaya ilk çýkýþtan, güzlek sonuna kadar
tepilen horanlardýr. Bu horanlarýn yayladaki iki grup veya iki oba arasýnda
rekabete dönüþtüðü de olmaktadýr. Hangi taraf daha iyi, daha çok oynayacak.
Karþýlýklý atýþmalar da eksik olmaz. Tatlý bir rekabet. Ancak zaman zaman
yaylanýn yasa büründüðü de olur. Özellikle çok sevilen biri; acýklý bir
vaziyette ölürse, saygý ve sevgiden dolayý eðlencelere süresiz ara verilir.
e.
Özlem
Yirmi beþ
otuz yýl önce her bir yaylada beþ bin civarýnda küçükbaþ hayvanla binlerce
büyükbaþ hayvan bulunuyordu. Günümüzde Doðanþar genelinde küçükbaþ hayvan
kalmadý. Büyükbaþ hayvan sayýsý ise binlerle sýnýrlý.
Yaylalar
cývýl cývýldý. Sayýsýz çocuk vardý. Yeþmelerde oyun oynamaya yer bulamaz,
sýramýzý beklerdik. Bugünün çocuklarý çelik ve çötenin kurallarýný dahi bilmiyorlar.
Yöre
halkýnýn 2 / 3’ü taþý topraðý altýn
dediði Ýstanbul’a yöneldi. Ýnsanýmýz büyük þehirlere göçle daha iyi imkanlarda
yaþamaya baþladý. Ancak, bu durum insanýmýzý mutlu etmeye yetmedi. Doðup
büyüdüðü, anýlarýn saklý olduðu coðrafyaya karþý özlem duymaya baþladý.
Memleket hasretiyle þiirler yazýldý, aðýtlar yakýldý. Ömer Tozar bu özlemi bir
dörtlüðünde þöyle dile getirmekte:
Derdin ile oldum divane deli,
Kývrým kývrým, yollarýný özledim.
Gözümde tütüyor; Sivri, Tekeli,
Çiçek
kokan, bellerini özledim.
1966’da
Karabaþoðlu Çiftliði’ndeki arazilerini sattýktan sonra Ýstanbul’a yerleþen,
Darýkol köyünden Mustafa AÐIRBAÞ ise özlemini þöyle dile getirmekte:
Süpürsem odamý lambamý yaksam
Açsam pencereyi daðlara baksam
Sabah ezânýyla ayvana çýksam
Odamýzýn önü erikli bostan
Daðlar görünmüyor dumandan busdan
Kýzlar ben söyleyim siz edin destan
Yastadýr hey deli gönlüm yastadýr
Has bahçenin menekþesi destedir
Gülsem oynasam da gönlüm hastadýr
Sarýgöz’ün suyu engine akar
Ateþim yanmýyor dumaným çýkar
Þimdi yavrularým yollara bakar
Bir dilekçe verdim yüce makama
Felek pençesini taktý yakama
Ufacýk yavrular düþer arkama
Aðlaman yavrular yazýktýr size
Yaradan bir kýsmet vermez mi bize?
Gurbetteki Doðanþarlýlar eski günleri
yâd etmek, çocuklarýna daðýný taþýný öðretmek ve tatilini geçirmek için yaz
aylarýnda her yýl Doðanþar’a dönmeye; þenlikler düzenlemeye baþladý. Yörede
tertiplenen panayýrlarýn ilki 1965’ten itibaren düzenlenen “Geleneksel Doðanþar
Karakucak Güreþleri”dir. 2000 sonrasýnda ise hemen her köyde panayýr ve þenlik
geleneði baþladý.12
B. 1939 DEPREMÝ
27 Aralýk 1939 günü meydana gelen ve
Erzincan’ýn tamamen yýkýmýna Sivas’ýn doðu ve kuzeydoðusu ile Tokat ve
Amasya’da büyük can ve mal kaybýna sebep olan deprem; Doðanþar’ýn coðrafî
yapýsý, inþaat tarzý ile yerleþim alanýnýn yanlýþ seçimi sebebiyle, Doðanþar’da
da çok sayýda can ve mal kaybýna yol açtý.
Ýlk gün verilen bilgilere göre
Doðanþar’da bulunan 200 evden l30’u ile Hükümet Konaðý (Karakol) yýkýlmýþ diðer
evlerin birçoðu da çatlamýþtýr. Karakol binasýnýn altýnda kalan jandarmalardan
3’ü ölmüþtür. Yine ayný tarihte Çalýcý, Çatpýnar, Kozlu, Göçüköy, Alazlý,
Kabaçam, Sarýsuat ve Gölcük köylerindeki evlerin 2 / 3’ünün yýkýldýðý ifade
edilmektedir.
28 Aralýk 1939 günü ise Doðanþar’da 200
yaralýnýn varlýðý ve Ekingölü’nde 3 evin yýkýldýðý bildirilmekte.
Doðanþar ve çevresinin bu felaketli
günlerinde en önemli problemlerinden birisi de etrafýn karlarla kaplý olmasý sebebiyle
Hafik ve Sivas’la irtibatýn kesik olmasýdýr. Bu yüzden Doðanþar’a Sivas’tan
yardým yapýlamamýþ, Tokat’tan bu köylere yardýmýn temin edilmek üzere olduðu
belirtilmekte.13
28 Aralýk 1939 tarihli Cumhuriyet
Gazetesi yukarýdaki bilgileri doðruladýktan baþka buna ilaveten nahiye merkezinde
150 kiþinin enkaz altýnda kaldýðýný haber vermekte.
Dönemin Ýçiþleri Bakaný Faik ÖZTIRAK 10
Ocak 1940’da Ankara’da yaptýðý konuþmasýnda, “Sivas’ýn Hafik ve Zara
kazalarýnýn ve bilhassa Hafik’in Ýpsile Nahiyesi’nin felaket ve hasaratý hayli
mühimdi” demek suretiyle durumun ne derece vahim olduðunu dile getirmek
istemiþtir.14
Doðanþar’da deprem etkisini daha ziyade
Akpuzar Deresi boyunda göstermiþ. Bu sebeple yýkýlan evlerin ve ölen insanlarýn
hemen tamamý bu dere kenarýnda iskân edenlerden olmuþtur. Kale Mahallesi ve
çevresinde ise pek hasar meydana gelmemiþ. Deprem felaketini yaþayan halktan
öðrendiðim bilgilere göre ölü sayýsý Cumhuriyet Gazetesi’nin belirttiði gibi
150 olmayýp 300’ün üzerindedir. 1935 tarihinde Doðanþar’ýn merkez nüfusu 1720
kiþidir. 1946 tarihinde bu rakamýn l522’ye düþtüðünü görmekteyiz. Türkiye’deki
nüfus artýþ hýzýný % 2,5 kabul ettiðimiz takdirde 1946 nüfusunun 2.193 kiþi
olmasý gerekirdi.
Doðanþar ilçe merkezinde deprem
sebebiyle bazý sülaleler tamamen yok olmuþ, bazý ailelerden birer kiþi kurtulabilmiþ,
birçok insan akýl saðlýðýný kaybetmiþ. Cenazeler mezarlýklara kaðnýlarla
taþýnmýþ; ölülerin defin iþlemi sekiz on gün kadar sürmüþ.
Doðanþar Hafik yolunun kar sebebiyle
kapalý olmasý bölgeye yardýmýn ulaþmasýný engellemiþ, halkýn sýkýntýsý daha da
artmýþtýr. Geç olarak ulaþan yardým malzemeleri arasýnda yiyecek, giyecek ve
gaz yaðý vardýr. Yaza doðru ise tohumluk buðday ile öküz verilmiþ, yaz
aylarýnda Hafik Kaymakamý Turgut GÖLE, Doðanþar merkez ile köylerini gezmiþtir.15
Deprem felaketi üzerine sayýsýz aðýt ve
þiir yazýlmýþ. Þiirlerden bir tanesi þöyle:
1939
ZELZELE DESTANI
Karanlýkta sesler geldi derinden,
Sanki dünya oynamýþtý yerinden.
Kadir Mevla’m oynatýyor yerleri,
Viran kaldý baykuþ öter köyleri.
Ulu Tanrým yardým eyle bizlere,
Öksüz yetim hep gelinlik kýzlara,
Kanlý yaþlar doluverdi gözlere.
Felaket dertler baþtan aþýyor,
Hükümet de yardýmlara koþuyor.
Erzincan, Suþehri, Koylasar, Sivas,
Ey Ulu Tanrý sen eyle hâlâs.
Tokat, Reþadiye, Zile ovasý,
Harap oldu çok aile yuvasý.
Büyük Almus, Ýpsile’nin daðlarý,
Ölen öldü kan aðlýyor saðlarý.
Çok gençlerin murat alma çaðlarý,
Lâle sümbül bezendi mi baðlarý.
Bütün dünya yardým etti Türklere,
Zelzeleden mahsun kalan fertlere.
Kara duman kapladý mý daðlara,
Ölen öldü büyük sabýr saðlara.
Tiyeri, Minare, Filtise, Sazak,
Kapandý yollar gelmiyor erzak.
Ortaköy, Kuzgölcük, Fýndýcak, Ficek,
Buralar harabe Ayýb’a göçek.
Yoðunpelit, Tuddibi, Týðnýs Tepesi,
Pek derinden gelir milletin sesi.
Ayvatlý, Çermicek, Göl’ün Tepesi,
Allah Allah diyenin gelir sedasý.
Deðeryer’e kara çadýr kuruldu,
Karalý haberler gece duyuldu.
Ohturum mektebi ýþýk yuvasý,
Yer altýndan gelir mürþidin sesi,
Yardýmýna koþar gelir annesi.
Dost Ýngiliz yardýmlarý gönderir,
Alaman, Urusya geri dönderir.
Mýsýr, Afganistan, Hindistan gardaþ,
Türkiye harabe imdada ulaþ.16
26 - 27
Kanun-u evvel 1939 / Osman SÖKER
C.
ORMANLAR
1940 ve hatta 1950’li yýllara kadar
Doðanþar’ýn % 70’inin ormanlarla kaplý olduðu anlatýlmakta. Dört-beþ metre çapýndaki
aðaçlardan bahsediliyor.
Ýnsanlarýn korkudan giremedikleri,
gökyüzü görünmeyen çam ve gürgen ormanlarýnýn yerinde günümüzde yeller esmekte,
sayýsýz dað ve tepe artýk çýplak. Alaçam’daki çamlarýn sadece adý kaldý.
Peki, ne oldu ormanlara?
Tamamý, yakacak ve kereste için mi
tüketildi?
Keþke öyle olsaydý. 1940 ve 50’li
yýllarýn büyükleri ormanlarýn günahýný hiçbir zaman ödeyemezler. Doðanþar’daki
ormanlar cehalet sonucu tüketilmiþ. Sayýsýz ihtiyarý dinledim, anlattýklarý
insanýn tüylerini ürpertiyor. Bakýn, aðaçlar niçin kesilmiþ?
a. Milli Mücadele ve sonrasýndaki
yoksulluk yýllarýnda yöre halký Hafik, Zara ve Sivas merkezin kereste ihtiyacýný
karþýlamýþ, buna karþýlýk yiyecek maddeleri alarak kýt kanaat beslenmeye çalýþmýþ.
b. Asýrlýk aðaçlar ev, ahýr ve
samanlýklarýn yapýmý için kullanýlmýþ. Yöre ormanlýk olduðu için özellikle ahýr
ve samanlýklarýn yapýmýnda ana malzeme olarak aðacýn kullanýldýðý görülmekte.
Mertekler üst üste konulmak suretiyle duvar yapýlmýþ, çatý malzemesi olarak da
yine aðaç kullanýlmýþ. Altmýþ yetmiþ metre kare bir samanlýk için 150 – 200
yaþýnda yüz adet tomruðun kullanýldýðý düþünülürse iþin vahameti daha iyi anlaþýlýr.
c. Yakacak olarak kullanýlmasý. Ýnsanlar
ormanla iç içe yaþadýðýna göre elbette odunu yakacak olarak kullanacaktýr.
Buradaki problem evlerin soðuða karþý muhafazasýz olmasý; kapý ve
pencerelerinin iyi olmamasýdýr. Otuz kýrk yýl önce bile evlerin büyük çoðunluðunda
soba ve tüp yoktu. Þömine tipindeki ocaklýklarda adeta yirmi dört saat odun
yanýyordu. Yaz aylarýnda dahi yemekler ocakta piþiriliyordu. Aileler yaz
boyunca odun biriktiriyor ve hem yaz aylarýnda hem de kýþ boyunca bunu
tüketiyordu. Hanelerin otuz yýl önce tükettiði odun miktarý ile þimdikini
karþýlaþtýrdýðýmýzda; geçmiþte þimdikinin on – on beþ katý daha fazla tüketimin
olduðu görülmekte. Hiçbir evde kömür yakýlmýyordu, tüp kullanýmý da yoktu.
d. Katran ve boya hammaddesi olarak
kullanmak.
e. Çam kabuðunun altýndaki seri yemek.
f. Aðaç kesimi konusundaki
iddialaþmalar, yarýþmalar.
g. Ayný meyildeki aðaçlarý yarýya kadar
kestikten sonra, rüzgarda domino taþlarý gibi düþüþlerini seyretmek.
h. Koca bir aðacýn içini yakarak hayvan
yemliði yapmak.
ý. Tarla açmak.
i. Þahýs ormanlarýnýn ise tehdit ve
intikam duygusuyla kesilmesi.
Yukarýdaki sebeplerden önemli bir kýsmý
cehaletin ürünüdür. Yanlýþlarýn, sorumsuzluðun ifadesidir.
Tükenmez sanýlan ormanlar 1960’lý
yýllarda bitti. Doðanþar insaný, yakacak temini için dahi aðaç bulamaz oldu.
Kesilen tek aðaç için köyler arasýnda kavga çýkmaya, silahlar patlamaya baþladý.
Suçlu
Keçi
Ormanlarýn tükenmesinde baþ suçlu olarak
keçi ilan edildi, fatura keçiye kesildi. Keçi beslemek yasaklandý. Keçinin
kaldýrýlmasý toplumumuzda tam bir travmaya sebep oldu. Keçi her tür ortamda
beslenebilen bir hayvandýr. Koyuna göre et, süt, kýl verimi daha yüksektir.
Bazý aileler yasak kararýna karþý direndi ama baþarýlý olamadý. Bunun sebebi
keçi besleyenlerin komþuluktan reddedilecek olmasýdýr. Keçi yasaðý fýrsatçý
tüccarýn iþine yaradý. Keçiler yok pahasýna satýn alýndý. Keçi için aðýtlar
yakýldý, diller döküldü ama nafile. Kadýn þairlerimizden Keziban YAÞAR
keçilerinin arkasýndan þöyle aðlamýþ:
Tütüye yeþerdi Gürcilik açtý
Nazlý keçilerim Çirmiþ’e geçti
Onlar bilmediði daðlara düþtü
Askerlik diyorlar murat kapýsý
Ucuz oldu keçilerin satýsý
Þimden sonra verim gitsin hepisi
Yaylaya çýktým ki dikilmiþ söðüt
Yanýyor yüreðim almýyor öðüt
Yüzüne baktým ki vermemiþ molak
Keçileri satsam oðlaklar ufak
Bana da diyorlar yaylaya koymak
Hacý gardaþ almýþ gider göçünü
Seni aradým çobanlar içini
Heyle yaylamýza getir keçimi
Canýmýnan ciðerimin arasý
Sarýlmýyor keçilerin yarasý
Sevgilidir Fadýma’nýn Gýna’sý
Sarýgöz’den kaldýrýrlar göçümü
Heslenmeniz biliyorum suçumu
Baþýma çok gakman sekiz keçimi
Keçi sekiz gakýyorlar baþýma
Komþularým bakmak diyor iþime
Ben giþi / erkek deðilim düþmen peþime
Adil keçileri ormana daldýr
Eðle fýndýklara purcini aldýr
Sana da diyorlar keçiyi kaldýr
Ýyi güdün doyurunuz koyunu
Arýyorlar keçilerin soyunu
Almaz yaylýmýný içmez suyunu
Benim derdim dokunuyor yüreðe
Keçisiz koyunu vermem pörneðe
Ýkisini vermem ben bir ineðe
Etekli keçiler sürmeli çebiþ
Bana da diyorlar koyuna deðiþ
Sizi satýyorum sevgili Göðiþ.17
Keçi besleme yasaðýna uymayan tek
Doðanþar’lý, 1984’te keçileri satýlýncaya kadar Dipsizgöl’deki çiftliðinde yaþayan
Maraoðlu (Osman Mara öl. 1986)’dur.
Herkes
Deðnek Atlayacak
Ormanlarýn korunmasý ve geliþtirilmesi
konusunda alýnan kararlardan birisi de deðnek atlamak yani yemin (þart etmek) etmek olmuþ. Erkeklere uygulanan bir
yöntem olup topluluðun içinde deðnek / sopa üzerinden atlamayý ifade etmekte.
Deðnek üzerinden atlayan ormanlardan aðaç kesmemeyi, kestiði takdirde eþinin
boþ olacaðýný kabullenmektedir. O dönem yetiþkin erkeklerin tamamýna deðnek
atlatýlmýþ ve karar titizlikle uygulanmýþ. 1970’li yýllarda halkýn odun
ihtiyacýný karþýlamak için ormandan kar kýrýklarýný topladýklarýný veya daha
önce kesilen aðaçlarýn kök kýsýmlarýný söktüklerini hatýrlýyorum.
Yalnýz burada ilginç bir durum söz
konusu; deðnek atlayan yalnýzca kendi köy veya beldesinin ormaný için bu duruma
söz vermiþ. Bunun da anlamý komþu köylerin ormanlarýnýn yasak kapsamýna
girmemesidir. Bu durum ise köyler arasýnda yeni bir mücadelenin baþlamasýna
sebep oldu. Herkes kendi köyüne ait ormaný daha dikkatli takip etmeye baþladý.
Komþu köy veya diðer mahalle halkýyla
kötü olmak istemeyenler Kabaçam ormanlarýndan odun ve kereste ihtiyacýný
karþýlamaya baþladý. Buradan atla odun taþýmak kolay iþ deðildi. 150 –200 kg odun için ormancý
korkusu ile gidiþ geliþ sekiz - on saatlik yolculuðu göze almak gerekiyordu.
Kabaçam Ormaný’na çoðunlukla elli altmýþ kiþilik atlý grubu birlikte gidip
gelirdi. Bazen toplu halde bazen de teker teker ormancýlara yakalandýklarý;
odunlarýnýn elinden alýndýðý, baltalarýna el konulduðu, sicimlerinin kesildiði
ve mahkemeye verildikleri olurdu.
Doðanþar’ýn þimdiki güzide ormanlarý,
yukarýdaki kararlýlýk ve çekilen sýkýntý neticesinde yeniden canlandý. Yöredeki
anlayýþa göre her aile veya köyün sahiplendiði belli bir orman alaný vardýr.
Oraya sahiplenen aile veya grup orasýný caný pahasýna korur, tek dalýný dahi
baþkasýna kestirmez.
Günümüzde, Doðanþar’ýn hemen her
tarafýnda çam, gürgen, yabani fýndýk, meþe, karaaðaç, dað kavaðý, ahlat, ekþi
elma, ýhlamur, kumrut, patlakotu, havgidi, mamukeriði, domuz eriði,
tavþanelmasý, çetirez, daraklýk, kurtbaðrý aðaçlarýna rastlamak mümkün.
Sulanabilen yerlerde ise en çok söðüt ve
kavak aðacý dikkati çekmekte. Elma, armut ve erik çeþitleri, viþne, ceviz,
kiraz, mahlep çokça yetiþtirilmekte.
Bozkýrda hakim bitki topluluklarýnýn
baþýnda keven gelmekte. Keven topraðýn bekçisidir. Erezyonu önleyerek bozkýrýn
sürekli yeþil kalmasýný saðlar. Ot ve samanýn yetmediði uzun kýþlarda hayvan
yiyeceði olarak söküldüðü olmakta. l980’li yýllarda aþýrý sökülmesi sebebiyle
halk sökümünü yasaklamýþtý.
Doðanþar yöresinde kendiliðinden yetiþen
diðer bitkiler ise kövrek otlarý, diken çeþitleri, yabani yoncalar, sýðýn, kekik,
madýmak, yemlik, evelik, kuzukulaðý, kömeç, karga býdiði, sahlep, çayýrsoðaný,
devetabaný, buðdeyik, kýskýnuk, üçgül, gýrzancuk, yavþanotu, çiriþ, ýsýrgan,
gelin parmaðý ve kabalak.
Doðanþar’ýn dað ve yaylalarýnda
rengarenk sayýsýz çiçek çeþidi göze çarpmakta. Bazýlarý; lale, çiðdem, menekþe,
gagaç, navruz, sümbül, karçiçeði / kardelen, tütiye, katýrtýrnaðý, çayýr
çiçeði, koyungözü / papatya, gelincik, küpkýran, kuyrukyaran, mermük otu, keþ
çiçeði, gurbet çiçeði.
Sulanabilen her yer, çayýr ve yoncalýklarla
kaplý.
Ancak, üzülerek ifade etmek lazým ki son
yýllarda orman kýyýmý tekrar baþladý. Yayla yollarýnýn yapýlmasý ve el hýzarlarýnýn
yaygýnlaþmasýyla aþýrý kesim ve kaçakçýlýk arttý. Geçmiþte aðaç kesmeyeceðine
dair þart eden, deðnek atlayan nesil de yok artýk.
Son dönemde yaþanan geliþmeleri Kozaðaç
köyünden þair Turan YANCI bir þiirinde þöyle dile getirmekte
KOZAÐAÇGUZU
Ne güzel yaptýydýk senin yapýný
Ömer muhtar oldu açtýk kapýný
Köyün karýsýna verdik tapunu
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu
Her yanýna sallanýyon gül gibi
Püsküllerin sallanýyor çan gibi
Odunlarýn tat veriyor bal gibi
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu
Her yanýný geziyorduk þanýnan
Namusunu korulardýk namýnan
Arkadaþlar ayrýldýlar alýnan
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu
Ardýna yaslanmýþ Yaylacukguzu
Kesilmiþ fidaný muradý yarý
Dallarý sallanmýþ köyüme doðru
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu
Salak çýktý köyümüzün gençleri
Vurdu vurdu hep kestiler yaþlarý
Kesme desem ….
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu
Çoktan beri gezemedim içini
Hep seçmiþler içindeki koçunu
Göçüm yakýn seyredersin göçümü
Ne kadar güzelsin Kozaðaçguzu18
Ormanlarýmýzý
Artýk Devlet Kesiyor
Ormanlarýmýz dedim; çünkü yörede her
bölgeyi bir sülale sahiplenmiþ ve o bölgedeki ormanýn koruyuculuðunu üstlenmiþ
vaziyettedir. Halk, ormaný devletin deðil kendisinin malý olarak bilmekte. Son elli yýlda ormanlarýmýzýn geliþmesinin
temelinde iþte bu gerçek yatmakta. Doðanþarlý caný pahasýna kendi bölgesindeki
ormaný koruyup kolladý, tekrar geliþmesini saðladý. Ancak, 1986 sonrasýnda
devlet yörede aðaç kesimine baþladý. Ormanlarýn derinliklerindeki güçlü aðaçlar
kesilerek gözbebeðimiz ormanlar zayýflatýldý, ormanlar çalýlýk haline
dönüþtürüldü. Yöre halký kesimi durdurmak için çokça uðraþtý ama baþarýlý
olamadý.
D.
TABÝ GÜZELLÝKLERE BAKIÞ AÇISI
Tabii güzellikler Doðanþar ilçe merkezi
ve köylerinde yaþayan halkýn dikkatini çekmemekte. Þimdilik karýn doyurmadýklarý
için halk buralara öylesine bakýp geçmekte. Karasak Çukuru, Karlýk, Aþý Çalý, Çal Daðý ve Keþiþ’in zirvesindeki çukurlarla Karakaya Kanyonu veya Dipsizgöl
ile Dipsizgöl Þelalesi kimseyi
ilgilendirmiyor, on beþ milyon yýllýk
fosiller kimsenin dikkatini çekmiyor.
Bir gerçeði ifade etmek gerekirse
insanýmýz tatil denilince ýrmakta serinlemeyi, balýk tutmayý (dinamit, tüp veya
elektrikle katliam þeklinde), söðüt gölgeliklerinde ýzgara yapmayý, daðýn
zirvesindeki çeþme baþýnda cola, bira veya diðerlerini içmeyi algýlamakta,
piknik alanlarýný çöp yýðýnýna döndürmekte. Herkes böyle deðil ama bu durum da
bir gerçek.
Ýþin vahimi ise ilçe ve köyler adýna kurulan; göçü durdurmayý, eðitim çaðýndakileri
okutmayý, yöreyi tanýtmayý, kalkýndýrmayý, daha iyi yaþanýlýr hale getirmeyi
hedefleyen kurum ve kuruluþlarýn Doðanþar ve çevresinin
tabii güzelliklerinden bihaber olmalarý, konuya duyarsýz kalmalarý, yörenin
Sivas ve Türkiye’ye tanýtýmý için adým atmamalarýdýr.
SONUÇ
Doðanþar’ýn coðrafî yapýsý hem geçmiþte
hem de günümüzde Doðanþarlýnýn zor þartlarda yaþamasýna, ekonomik sýkýntý
çekmesine sebep olmuþ; köylerden Doðanþar merkeze, merkezden tekrar köy, mezra
ve yaylalara, ardýndan büyük þehirlere göç etmesine zemin hazýrlamýþtýr.
Göç sebebiyle kýþ aylarýnda ilçe tükenme
noktasýna geldi.
Gerçi ilçede yapýlaþma faaliyeti devam
etmekte, yaz aylarýnda ilçe merkeziyle köyler dolup taþmakta, yöre eskisi gibi tekrar
canlanmakta. Ancak, bu durumun geçici olacaðýný düþünüyorum. Tedbir alýnmazsa
ilçeye yönelen yazlýk göç hareketi þimdiki nesille sýnýrlý kalacak, bir sonraki
nesil Ege ve Akdeniz gibi turistik merkezlerde tatil yapacaktýr.
Ýlçeyi cazip hale getirmek için tabii
güzelliklerle kültürel deðerler ön plana çýkarýlmalý; Karasak Çukuru, Karlýk, Karakaya Kanyonu, Volkan Konileri, Dipsizgöl ve Dipsizgöl Þelalesi, Maðaralar, Fosillerle
Festivaller, baþta Sivas olmak üzere Türkiye’ye tanýtýlmalý, yabancýlarýn
da ilçeye gelmeleri saðlanmalý. Tanýtým yapýlýrken hedef kitle sadece
yabancýlar deðil ayný zamanda kendi insanýmýz da olmalý. Doðanþarlýnýn belediye
parkýndan dýþarý çýkmasý, Doðanþar’ý farklý bir gözle görmesi, incelemesi,
tabiatý kirletmeden19 Doðanþar’da
daha uzun süre kalmasý saðlanmalýdýr. Bu durum gerçekleþtirildiðinde coðrafî
yapý avantaja dönüþecek, ilçe az da olsa canlanacaktýr.
KAYNAKLAR
1. ATALAY, Prof. Dr. Ýbrahim; Türkiye Coðrafyasý,
Ýzmir 1994
2. ÝZBIRAK, Prof. Dr. Reþat; Coðrafya Terimleri Sözlüðü,
Ank. 1975
3. KARAMAN, Fikri; Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri
Belgeseli, Ýst. 2000
4. KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý,
Ýst. 2003
5. Ayýn Tarihi Dergisi, Sayý 73, 74. Yýl 1939, 1940
6. http://www.biltek.tubitak.gov.tr
DÝPNOTLAR
1 Doðanþar
(Ýpsile) yöresi için Osmanlý Ýmparatorluðu döneminde kullanýlan isim TOZANLI’dýr. Tozanlý ismine ilk olarak
1455 tarihinde Tokat’a baðlý yerler sayýlýrken rastlamaktayýz. 1485, 1520,
1530, 1554, 1574 ve daha sonraki bütün kayýtlarda Tozanlý ismi geçmekte. Doðanþar’da rastladýðýmýz tapu senetlerinin
tamamýnda da Tozanlý ibaresi bulunmakta. Belgelerde Tozanlý isminin yanýna
Ýpsile kelimesi eklenmiþ; kazanýn / nahiyenin geneli Tozanlý olarak
adlandýrýlýrken, merkez için Ýpsile denilmeye devam edilmiþ, 1940 tarihinde
nahiye merkezine Tozanlý adý verilmiþ. Ancak, her ne sebeple ise sonraki
tarihlerde nahiye merkezi için bu ismin kullanýlmadýðýný görmekteyiz.
Ýpsile
ve çevresi Tozanlý ismini Tozan Bey
ve ayný isimle anýlan cemaattan almýþtýr. Tozan
Bey, 1455 öncesinde yörede idarî ve askerî yetkiliydi. Ayný nahiyedeki bir
grup köyün hem malikâne hem de divanî gelirlerini elinde bulundurmaktaydý.
Yöre
için Tozanlý kelimesi halk tarafýndan hâlâ kullanýlmakta. Ancak, günümüzde
Tokat ve Sivaslýlar farklý yerleri Tozanlý olarak tarif etmekteler. Almus,
Reþadiye, Hafik ve Doðanþarlýlar kendi yaþadýklarý yerin Tozanlý olduðunu söylemekteler.
Halbuki Tozanlý daha geniþ bir coðrafî
bölgenin adýdýr. Tozanlý; 25
köyden oluþan Doðanþar ilçesinin tamamý; Alan, Alazlý (Çirmiþ), Arslantaþ
(Karadiz), Avcýçayý (Dumanit), Baþekin, Beþaðaç (Urumcuk), Boyalý, Çalýcý,
Darýkol, Ekinciler (Arzuman), Eskiköy, Göçüköy, Ýçdere (Câcek), Kabaçam
(Tavuza), Karkýn, Kýpçak, Kozaðaç, Kozlu, Okçulu, Ortaköy, Sarýsuat (Gevele),
Söbüler, Ütük, Yavþancýk ve Yeþilçukur (Mundarlý). Hafik’in 21 köyü;
Adamlý, Akkaya, Alanyurt, Alibeyli, Bayramtepe (Heze), Besinli (Buhiya),
Beykonaðý (Divriðin), Çaltýlý (Gövesse), Çatpýnar (Ermenis), Gülpýnar
(Asarcýk), Deðirmenseki, Dündar, Ekingölü (Ohturum), Kýzýlcaören, Mansurlu,
Olukbaþý, Otmanalan, Oymadere (Gönekse), Pusat, Yakaboyu (Müseyle), Yeniköy. Almus’un
11 köyü; Baðtaþý (Gibis), Çamköy (Zora), Çaykaya (Heyvek), Çaykýyý (Týðnýs),
Çayönü (Deðeryer), Çiftlikköy, Gebeli, Göltepe, Hubyar, Kolköy, Mescitli,
Sarýören. Reþadiye’nin 14 köyü; Abdurrahmanlý, Dalpýnar (Tuðla), Esenköy
(Sarsý), Eyüp, Fýndýcak (Tozanlý Fýndýcak), Gurbetli, Gülburnu (Ýtburnu),
Güneygölcük, Ýsmailiye (Sameyil), Kuzgölcük, Özenli (Öküzlü), Özlüce (Onapa),
Uðurlu (Ficek) ve Yoðunpelit. Koyulhisar’ýn Bozkuþ köyü ile Sivas
merkeze baðlý Gülpýnar (Aþaðý Asarcýk) köyünü kapsayan bölge yani 1455’ten
itibaren var olan Doðanþar / Ýpsile / Tozanlý Kazasý’nýn tamamýdýr.
Ýpsile kelimesi 1960’ta DOÐANÞAR olarak deðiþtirildi.
Doðanþar kelimesi; yeni doðan þehir, memleket, kale demektir.
Geniþ
bilgi için bkz. KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e TOZANLI KAZASI, Ýst. 2003
3 Zamanla bu konuyu unuttum. Doðanþar’la ilgili kitap
çalýþmasý yaparken tekrar hatýrladým ama fosillerin yerini bilen yoktu. 13
Aðustos 2006 günü Þerafettin SARIKAYA
Bey, Sarýkaya’daki fosillerden bahsetti. Fosillerin yerini bildiðini
söyledi. Birlikte yola koyulduk, yarým saatlik yürüyüþten sonra; midye,
salyangoz ve balýk fosillerinin yanýna ulaþtýk. Yörede milyonlarca fosil
bulunuyordu. Çok sayýda fotoðraf çektim, fosillerden bir kaçýný yanýma aldým.
4 Adana'nýn Feke Ýlçesi'ne baðlý 1.300 rakýmlý Akoluk
Köyü'nde balýk fosili bulunmuþ, fosil Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi öðretim üyelerine gösterilmiþ, bunun üzerine üniversitede balýk
fosiliyle ilgili inceleme baþlatýlmýþ, Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi
Deniz Biyolojisi Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Çevik,1.300 metre yükseklikte
tuzlu su balýðý fosili bulunmasýnýn 15 milyon yýl öncesi düþünüldüðü zaman
þaþýrtýcý olmamasý gerektiðini söylemiþtir. Çevik, 15 milyon yýl önce bugünkü
Türkiye'nin tamamýnýn "Tetis" denilen bir denizin altýnda olduðuna
dikkat çekerek, "Toros Daðlarý'ndaki balýk fosili, 15 milyon yýl önce
yaþayan ve Miyosen dönemine ait olduðu tahmin edilen 'Bregmaceros sp' adýyla
bilinen balýk familyasýna ait Atlantik Okyanusu balýðýdýr. 15 milyon yýl önce
bütün Anadolu Tetis Denizi altýnda olduðu için Toros Daðlarý'nda balýk fosili
bulunmasý çok normal. Daha sonra Tetis Denizi'nin çekilip karanýn yükselmesiyle
Anadolu'nun bugünkü halini aldýðý tahmin ediliyor" demiþtir.
5 Geniþ bilgi için bkz.
ATALAY, Ýbrahim (Prof. Dr.); Türkiye Coðrafyasý, Ýzmir 1994
6 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh.
108 – 109, Ýst. 2003
7 TURAN, Prof. Dr. Osman; Selçuklular Zamanýnda Türkiye,
Sh. 20, Ýst. 1984
8 KARAMAN, Fikri; 1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh.
29, Ýst. 2003
9 KARAMAN, Fikri;
1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 55, Ýst. 2003
10 KARAMAN, Fikri;
Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri Belgeseli, Sh. 49 - 51, Ýst. 2000
11 KARAMAN, Fikri;
1455’ten 2003’e Tozanlý Kazasý, Sh. 78, Ýst. 2003
12 KARAMAN, Fikri;
Doðanþar Ýlçesi ve Köyleri Belgeseli, Sh. 226 – 231, Ýst. 2003
13 Ayýn Tarihi Dergisi, Sayý 73, Sh. 40, 43, 46, 66, Yýl
1939
14 Ýçiþleri Bakaný’nýn konuþmasý a.g.e Sayý 74, Sh. 159,
Yýl 1940
15 Olayý yaþayan çok sayýda kiþiyi dinledim.
16 Osman SÖKER þiirini depremden bir hafta sonra Hacý
Emin SERÝN’e göndermiþ. Þiirin aslý Osmanlýca. Emin Hoca, bu önemli belgeyi 62
yýl kitaplarýnýn arasýnda saklamýþ.
10.08.2002 günü þiiri Hacý Emin SERÝN’le Latin Alfabesine aktardýk. Osman SÖKER’in
hangi köyden olduðunu, hayatta olup olmadýðýný bilmiyoruz. Baþka þiirleri de
olabilir.
17 1930’da Söbüler
köyünde dünyaya gelen Keziban YAÞAR, okuma yazma bilmemekte. Dokuz çocuðu ile
yirmi beþ civarýnda torunu var. Þiirleri sosyal konularla ilgili.
18 1932’de Kozaðaç
köyünde dünyaya gelen Turan YANCI, evli ve altý çocuk babasý. Okuma yazma
bilmekte. Yayýmlanmamýþ çok sayýda þiiri bulunmakta.
19 Türkiye’nin hemen her tarafýnda olduðu gibi
Doðanþar’da da tabiat hor kullanýlmakta. Piknik alanlarý çöpten geçilmiyor.
Kaðýt, plastik kap, içki þiþeleri ile bira tenekeleri ortalýða rast gele
atýlmakta. Kanalizasyonlar doðrudan çay veya ýrmaða akýtýlýyor, diðer atýklar
da sel götürür mantýðýyla ýrmak kenarýna boþaltýlýyor. Kaymakamlýk, belediye,
saðlýk kuruluþlarý ve özellikle dernek ve vakýflar bu konuda halký
bilinçlendirmeli, piknik alanlarýna mutlaka çöp bidonlarý konulmalý, tabiatýn temiz kalmasý
saðlanmalýdýr. Devletin ormanlara býraktýðý ceylanlarýn öldürülmemesi
gerektiði; dinamit, tüp veya elektrikle balýk tutmanýn bir katliam olduðu, yaz
mevsiminde güçlü ýþýklarla tavþanlarýn avlanmamasýnýn gereði halkýmýza mutlaka
öðretilmeli, halk bilinçlendirilmeli.