|
GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR
Fikri KARAMAN
Araştırmacı - Yazar
Yol; köyümüz, şehrimiz, ülkemiz ve dünyanın can damarlarıdır. Hava, su
ve toprak kadar olmasa da mutlaka olması gereken bir araç. Milattan önceki
asırlardan günümüze kadar sayısız yol yapılmış, bunların bir kısmı Kral Yolu, İpek Yolu, Kürk Yolu ve Baharat Yolu isimleriyle tarihe mal
olmuştur.
Tarihe baktığımız zaman, asırlar boyunca ticaret ana yolları üzerinde
bulunan yerleşim merkezlerinin hep canlı olduğunu görmekteyiz. Bu canlılığın
sebebi ticarettir. Tüccar ve diğer gelip geçenler uğradıkları yere para bırakmakta,
oranın şenlenmesini sağlamaktadır. Gelip geçenlerin çokluğu ile bölge halkının
bu tür yerleşim merkezlerine akın etmesi; buralarda eğitim, sağlık, konaklama
ve diğer sosyal ihtiyaçlara cevap verecek tesislerin kurulmasına yol açmakta,
insanların refah seviyesini artırmaktadır.
İpek ve Baharat Yolu’nun etkisiyle Anadolu’da muazzam bir canlılık ve
zenginlik vardı. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının yön değiştirmesi
Anadolu’nun fakirleşmesine, buna karşılık Atlas Okyanusu kıyısındaki Avrupa
limanlarının zenginleşmesine zemin hazırladı. Osmanlı aynı zamanda önemli
ölçüde gümrük kaybına uğradı.
18. yüzyılda Avrupa’da sanayinin gelişmesi, bol miktarda mal üretimi ve
bu ürünlerin pazarlanabilmesi, ham maddenin Avrupa’ya aktarılması gibi problemler
beraberinde daha iyi yol ihtiyacını getirdi. Deniz yolları bu ihtiyacı bir
nebze karşılıyordu. Demiryolları ve ardından otomobilin kullanılmaya başlamasıyla
karayolu gündeme geldi. Dünün kervanlarının gelip geçtiği yollar artık ihtiyacı
karşılamıyordu. Tonlarca yük taşıyacak araçların ilerleyebilmesi için düzgün
yollar gerekiyordu.
Osmanlı imparatorluğunun son döneminde yolun önemini en iyi anlayan ve
tedbir almaya çalışan yöneticilerden biri de Halil Rıfat Paşa’dır. Ünlü Türk
devlet adamı, “GİDEMEDİĞİN YER SENİN
DEĞİLDİR” sözüyle binlerce sayfalık ifadeyi tek cümlede özetlemiş ve bu
cümlenin gereği doğrultusunda çalışmalar yapmıştır. Halil Rıfat Paşa, Sivas valiliği
döneminde o günün ihtiyacını karşılayacak nitelikte binlerce kilometre yolun
yapımını sağladı. Halil Rıfat Paşa’nın bu konudaki hizmetlerini 1890 tarihli
Sivas Vilayeti Sâlnâmesi’nde detaylı olarak görmek mümkün.
Geçmişte ve
günümüzde yol konusunda Türkiye’nin en
şanssız yörelerinden birisi hiç şüphesiz ki Tozanlı / Doğanşar’dır. Tozanlı,
1350 ile 1455 yılları arasında yaşayan yörenin askeri ve idari yetkilisi Tozan Bey’in bizlere emaneti. Tozanlı /
Doğanşar; yüce dağları, engin vadileri, toprak
ve tozlu yolları, güzelim yaylaları, gürül gürül akan gözeleri, keder ve
sevinçleriyle memleketimizden bir parça. Tozanlı, laleler, çiğdemler, mor
menekşeler, navruzlar, güller, kekik ve envai çeşit çiçeklerin diyarı. Hep bir
ağızdan türkülerin söylendiği, kol kola, gönül gönüle halayın çekildiği diyar. Ancak yollarının olmaması; komşu köylere,
bağlı olduğu ilçe ve il merkezlerine istenilen şekilde ulaşılamaması sebebiyle mahzun
ve garip bir coğrafya.
Tozanlı / Doğanşar
halkı olarak başta İstanbul, Sivas ve Tokat olmak üzere Türkiye’nin bir çok
yerine dağılmış vaziyetteyiz. Tozanlı’da yeterince eğitim, sağlık ve iş imkanı
bulabilseydik doğup büyüdüğümüz coğrafyayı terk etmezdik. Gurbeti ekmek kapısı
olarak görmezdik. Tozanlı / Doğanşar, her zaman gidemesek de bizim
memleketimiz. Sebeb-i hayatımız. Yaz aylarında akın akın gitiğimiz diyar. Yaz
tatilimizi geçirdiğimiz, hiçbir zaman unutamadığımız vatan parçası. Ancak,
yolların olmaması sebebiyle istediğimiz şekilde ulaşamadığımız, İstanbul’dan
itibaren 900 km yol gittikten sonra 80, 100 km’lik kısmın işkenceye dönüştüğü memleket.
1455 tarihinden itibaren yaklaşık 450 yıl, bir kısmı
500 yıl boyunca Doğanşar’a bağlı olan Tozanlı köyleri 1906, 1939, 1954 ve 1968
tarihlerinde Doğanşar’dan ayrıldılar. 14 köy Reşadiye’ye, 11 köy Almus’a, 17
köy Hafik’e bağlandı. Bu kopmaların tek
sebebi ulaşım imkanlarının kısıtlı oluşudur. 500 yıl birlikte hareket eden
Tozan Bey’in evlatları son yüzyılda iki il (Sivas ve Tokat) ile beş ilçe (Doğanşar,
Hafik, Almus, Reşadiye ve Koyulhisar) arasında parçalandı. Doğanşar 1990’a
kadar ilçe olmadığı için 42 köyü değişik tarihlerde kendilerine daha yakın ve
yeni kurulan ilçelere bağlandılar. Bu köyler Doğanşar’dan ayrılmakla daha iyi
yollara kavuşamadılar. Sadece 1990 öncesinin şartlarında yeni ilçelerinin
merkeziyle olan mesafelerini kısaltmış oldular.
1960’lı yıllara kadar Tozanlı / Doğanşar bölgesinde ulaşım aracı at,
eşek ve kağnı olduğu için yol problemi dikkati çekmiyordu. 1960’lara kadar
insanımızın rutin bir hayatı vardı. Zamanla yarışmıyorlardı. Geçim kaynağı
küçük çaptaki tarımsal faaliyet ile yaylacılık tarzındaki hayvancılıktı. 1845
tarihinde Tozanlı bölgesinde 75.000 civarında hayvan besleniyordu. 1960’lı
yıllarda ise 60.000’in üzerinde hayvan vardı. Zamanla nüfus iyice arttı,
yörenin toprağı insanımızı besleyemez hale geldi. Hayvancılık önemini yitirdi. Yöre
halkı eğitim ve sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanmak, şehrin nimetlerinden
yararlanmak için büyük şehirlere göç etmeye başladı.
Aynı dönemlerde yörenin hayat standardını artırmak için gayretler de başladı.
Büyük şehirlere daha önce göç edenlerle yeni gidenler bu çabayı ekonomik
anlamda desteklediler. 1955 sonrasında bölgeye ilk motorlu araçlar getirilmek
istendi. Bu istekle birlikte yol problemi kendiliğinden hissedildi. Devlet vatandaş
işbirliği ile o günün şartlarına göre bin bir güçlükle yeni yollar yapıldı.
Traktörün yaygınlaşmasıyla ise arazi ve yayla yolları gündeme geldi. Arazi ve
yayla yollarının tamamı imece usulüyle yapıldı. At ve eşeklerle kağnının
güçlükle ilerlediği yayla yolları traktör, kamyon ve binek otolarının
çıkabileceği şekle getirildi. Bu yolların yapımında kazma kürekle çalışmayan
hiç kimsenin olduğunu zannetmiyorum. Ben de çalıştım.
1960’larda açılan köyler arası, ilçe ve il merkezine bağlantı yolları
geçen zaman diliminde ciddi anlamda ele alınmadı, yenilenmedi. 1990 sonrasında
Doğanşar ilçesi ile Hafik arasında yol çalışması yapıldı ama yol hala istenilen
düzeye getirilemedi. Doğanşar ilçesinin Kelkit üzerindeki yola bağlantısı yok. Bu
yol 1993 sonrasında gündeme gelmeye başladı. 2000 tarihinde Doğanşar Belediye
Başkanı Ömer TÜFEKÇİOĞLU Beyle yolun gerekçelerini yazdık. O dönemde Koyulhisar
Doğanşar bağlantı yolu karayolları yol ağına aldırıldı. Mustafa SÜS
başkanlığındaki Doğanşar ilçesi dernekler üst kurulu ise bir çok girişimde
bulundu. Yolun açılmasını dört gözle bekliyoruz.
Hafik’in 17 Tozanlı köyünün Hafik’le bağlantı yolu hala ulaşıma
elverişli değil. Reşadiye’nin 14 Tozanlı köyünün de Reşadiye ile bağlantı
yolları toprak. Almus’un 11 parça Tozanlı köyü de aynı dertten muzdarip.
Tozanlı’daki köylerin tamamına yakının çok yakın mesafelerde olmasına rağmen
Doğanşar’la bağlantı yolları da yok. Hiç yok değil, elbette var. Ancak, önemli
bir kısmı kağnı yollarını andırır nitelikte. Tozanlı / Doğanşar’da hiçbir köy
yolu henüz asfalt değil.
Almus’a bağlı Tozanlı köyleri (TOKTOZDER) yol isteği için seslerini
yükseltmeye başladılar. Dernek başkanı Avukat Bayram Dede önderliğinde
imza kampanyası başlatıldı. Almus
Tozanlı halkı, Tozanlı Panayırlarında yol konusunda verilen sözlerin artık tutulmasını
istiyor. Bu haklı isteklerinde kendilerini canı gönülden destekliyoruz.
Yaz aylarında 60.000’den fazla kişi akın akın Tozanlı / Doğanşar’a
gelmekte. İnsanımız tatil için Ege ve Akdeniz yerine baba ocağını tercih
etmekte. Bu bölgeye başka insanların da gelmesini sağlamalıyız. Yöre yaz ve kış
turizmine açılmalı. 1925 tarihli Türkiye Cumhuriyeti devlet sâlnâmesinde
Tozanlı / Doğanşar bölgesinin bu özelliğine dikkat çekilmiş. Bu durum hem yöre
ekonomisine katkı sağlayacak, hem de Ege ve Akdeniz’le büyük şehirlerin yükünü
hafifletecektir.
Yol problemi çözülmezse bir sonraki nesil buralara ayak basmaz. Yöre
kendi kaderiyle baş başa kalır. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Halil Rıfat
Paşa “Gidemediğin Yer Senin Değildir”
demekte. Bizim olan Tozanlı / Doğanşar’a rahatça gidip gelmek istiyoruz.
Buralarda yaşayan herkesin medeniyetin nimetlerinden faydalanmasını arzu
ediyoruz. BİZLER (TOZANLI /
DOĞANŞAR) YOL İSTİYORUZ.
  Copyright © 2004, tozanli.net
EmreWeb |
|